Sayfalar

▼

25 Ağustos 2011 Perşembe

Suphi KANER, Yeşilçam Sinemasının çok özel bir aktörü...

sevdakâr çelik'in çizgisiyle suphi kaner



Suphi Kaner, Yeşilçam’ın en parlak döneminde, 1957-1963 yılları arasındaki sadece 7 yıllık kısa oyunculuk kariyerine 95 film sığdırarak halkın gönlünde silinmez bir iz bırakmıştır. Henüz 30 yaşında

trajik bir sonla aramızdan ayrılan aktörün halk tarafından çok sevilmesinin ve "hüzünlü komedyen" olarak anılmasının püf noktaları şunlardır:

1. Hayatın İçinden Gelen Doğallık ve Mimik Zenginliği

Suphi Kaner, halkın içinden çıkmış bir sanatçıydı. Çocukluğu büyük bir yoksulluk içinde geçmiş; ayakkabı boyacılığı, marangozluk yapmış, sinemalarda fıstık-gazoz satarak ve yer göstererek büyümüştü. Hayatın tüm zorluklarını bizzat yaşadığı için sinemada canlandırdığı "küçük adam" rollerini yapmacıklıktan uzak, muazzam bir doğallık ve zengin mimik yelpazesiyle oynadı. Seyirci onda doğrudan kendisini, komşusunu veya mahallenin neşeli ama dertli delikanlısını gördü.

2. Güldürürken Ağlatan "Hüzünlü Komedyen" Tarzı

Kaner, sadece saf bir komedyen değildi; dramatik derinliği olan rollerde de çok başarılıydı. Gözlerindeki o derin burukluk ve hüzün, en komik sahnelerinde bile seyirciye geçerdi. Döneminde ünlü ABD'li aktör Paul Muni ile karşılaştırılan sanatçı, komedi filmlerinde bile "içimizi burkan" o melankolik yapısıyla Türk sinemasında kendine has, taklit edilemez bir kulvar açtı.

3. Karakterinden ve İlkelerinden Ödün Vermemesi

Halkın onu bağrına basmasının en büyük nedenlerinden biri de seyircisine duyduğu saygı ve dik duruşuydu. Kariyerinin zirvesindeyken toplumsal imajını zedeleyecek, halkın gözündeki sevgiyi kirletecek "röntgenci" veya "kötü adam" gibi rollerde oynamayı reddetmiştir. "Ben halkımın karşısına böyle çıkamam" diyerek yapımcılara rest çekmesi, onun sinemaya ve izleyicisine olan saf bağlılığının kanıtıydı.

4. Çok Yönlü Bir Sinema Emekçisi Olması

Seyirci onun sadece perdedeki yüzünü değil, işine duyduğu büyük aşkı ve hamaratlığını da sevdi. Sadece bir oyuncu değil; aynı zamanda senarist, yönetmen ve kendi sesini kullanan nadir dublaj sanatçılarından biriydi. Yeşilçam'ın mutfağından, set işçiliğinden yetişmiş olması, halkın gözünde onu "ayrıcalıklı bir jön" değil, "sinemanın cefakâr bir emekçisi" yaptı.

5. Aşırı Duygusal ve Gururlu Yapısı

Suphi Kaner, başarıya rağmen kibirden tamamen uzak, son derece hassas ve gururlu bir insandı. Yapımcılar tarafından maruz kaldığı ağır boykot ve işsizlik sürecinde bile dik duruşunu bozmamış, içine kapanarak hüznünü tek başına yaşamıştır. Onun bu aşırı kırılgan ve şairane ruhu, arkasında bıraktığı mektuplar ve trajik sonu, halkın ona olan sevgisini zamansız bir hüzne ve ölümsüz bir saygıya dönüştürmüştür

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder