Suphi Kaner, Yeşilçam’ın en parlak döneminde, 1957-1963 yılları arasındaki sadece 7 yıllık kısa oyunculuk kariyerine 95 film sığdırarak halkın gönlünde silinmez bir iz bırakmıştır. Henüz 30 yaşında
trajik bir sonla aramızdan ayrılan aktörün halk tarafından çok sevilmesinin ve "hüzünlü komedyen" olarak anılmasının püf noktaları şunlardır:1. Hayatın
İçinden Gelen Doğallık ve Mimik Zenginliği
Suphi Kaner, halkın içinden çıkmış
bir sanatçıydı. Çocukluğu büyük bir yoksulluk içinde geçmiş; ayakkabı
boyacılığı, marangozluk yapmış, sinemalarda fıstık-gazoz satarak ve yer
göstererek büyümüştü. Hayatın tüm zorluklarını bizzat yaşadığı için sinemada canlandırdığı
"küçük adam" rollerini yapmacıklıktan uzak, muazzam bir doğallık
ve zengin mimik yelpazesiyle oynadı. Seyirci onda doğrudan kendisini,
komşusunu veya mahallenin neşeli ama dertli delikanlısını gördü.
2.
Güldürürken Ağlatan "Hüzünlü Komedyen" Tarzı
Kaner, sadece saf bir komedyen
değildi; dramatik derinliği olan rollerde de çok başarılıydı. Gözlerindeki o
derin burukluk ve hüzün, en komik sahnelerinde bile seyirciye geçerdi.
Döneminde ünlü ABD'li aktör Paul
Muni ile karşılaştırılan sanatçı, komedi filmlerinde bile "içimizi
burkan" o melankolik yapısıyla Türk sinemasında kendine has, taklit
edilemez bir kulvar açtı.
3.
Karakterinden ve İlkelerinden Ödün Vermemesi
Halkın onu bağrına basmasının en
büyük nedenlerinden biri de seyircisine duyduğu saygı ve dik duruşuydu.
Kariyerinin zirvesindeyken toplumsal imajını zedeleyecek, halkın gözündeki
sevgiyi kirletecek "röntgenci" veya "kötü adam" gibi
rollerde oynamayı reddetmiştir. "Ben halkımın
karşısına böyle çıkamam" diyerek yapımcılara rest çekmesi, onun
sinemaya ve izleyicisine olan saf bağlılığının kanıtıydı.
4. Çok Yönlü
Bir Sinema Emekçisi Olması
Seyirci onun sadece perdedeki yüzünü
değil, işine duyduğu büyük aşkı ve hamaratlığını da sevdi. Sadece bir oyuncu
değil; aynı zamanda senarist,
yönetmen ve kendi
sesini kullanan nadir dublaj sanatçılarından biriydi. Yeşilçam'ın
mutfağından, set işçiliğinden yetişmiş olması, halkın gözünde onu
"ayrıcalıklı bir jön" değil, "sinemanın cefakâr bir
emekçisi" yaptı.
5. Aşırı
Duygusal ve Gururlu Yapısı
Suphi Kaner, başarıya rağmen
kibirden tamamen uzak, son derece hassas ve gururlu bir insandı. Yapımcılar
tarafından maruz kaldığı ağır boykot ve işsizlik sürecinde bile dik duruşunu
bozmamış, içine kapanarak hüznünü tek başına yaşamıştır. Onun bu aşırı kırılgan ve
şairane ruhu, arkasında bıraktığı mektuplar ve trajik sonu, halkın ona
olan sevgisini zamansız bir hüzne ve ölümsüz bir saygıya dönüştürmüştür

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder