OĞUZ ARAL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
OĞUZ ARAL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Temmuz 2020 Pazar

Oğuz ARAL portre çalışmam ve "BABA SAHNE"nin yaptığı intihal


 16.07.2020
"İnternetten ortamından Geçerken” Oğuz ARAL portre çalışmamın "BABA SAHNE" tarafından anma maksadıyla ve fakat "imzam" silinerek kullanılmış olduğunu saptadım.(Bknz. İlgili görsel...) Bunun, Telif Hakları Bağlamında kusur olduğunu ve   intihal sayıldığını belirtiyor. İlgili Yasa Hükmünce işlem yapılmak üzere suç duyurusunda bulunuyorum. 
                                       Sevdakâr ÇELİK
TELİF HAKLARI: http://mizahvesiir.blogspot.com/p/telif-haklari.html
_____________________________________________________________


Baba Sahne,  “Saygıyla... Oğuz Aral”ı andıklarını ifade etmişler, lakin keşke bu portre çalışmamızdaki imzayı silmemek gerektiğini bilecek kadar da “emeğe saygılı” olduklarını gösterebilselerdi...
*
·
''Mizahın Abisi'' kabul edilen tiyatro ve karikatür dünyasının unutulmaz isimlerinden Oğuz Aral'ı saygı ile anıyoruz. #OğuzAral #BabaSahne
Saygıyla... Oğuz Aral #OğuzAral
오후 1:26 · 2018년 7월 26일·Twitter Web Client 

______________________________________________________________________
Oğuz ARAL portre çalışmaları içinde en çok bilinen bu çalışmamız, gerek ulusal ve gerekse uluslararası platformlarda defalarca yer aldı. Sanat eserlerinin, sanat ahlakına yakışır bir biçimde değerlendirilmesine sözümüz yok.!. Nitekim  Atillâ Köprülüoğlu da Oğuz ARAL ustamızı anmak maksadıyla eserimize sayfasında yer vermiş ve çalışmamız üzerinde herhangi bir müdahalede bulunmamış, buna sözümüz yok örneğin...
                                                                                 Sevdakâr ÇELİK
Sevdakâr ÇELİK'in çizgisiyle Oğuz ARAL 11.07.2007-


·
Bir ömür bizi güldüren"MİZAHIN ŞÖVALYESİ"nin anısına saygı ile. http://gazetedokuzeylul.com/?p=47858 #OguzAral





27 Temmuz 2013 Cumartesi

23 Temmuz 2011 Cumartesi

 sevdakâr çelik'in çizgisiyle oğuz aral _(ve GIRGIR)

MİZAH VE ŞİİR,
OĞUZ ARAL USTAMIZI -BİZE BIRAKTIĞI TÜM DEĞERLER İÇİN- TEŞEKKÜR VE SAYGIYLA ANAR...
müjdat gezen diyor ki: oğuz aral her şeyi yapardı, hatta...*tasarım-sevdakâr çelik

 sevdakâr çelik  'in +çizgisiyle+oğuz aral*+20.1o.2oo9+mn

26 Temmuz 2010 Pazartesi

sevdakâr çelik _ÇİZinceLİKLE(oğuz aral+gırgır)
*aramızdan ayrılışının yıldönümünde oğuz aral ustamızı saygıyla anıyoruz./ http://mizahvesiir.blogspot.com

3 Temmuz 2010 Cumartesi

sevdakâr çelik* / GIRGIR’ın
unutulmaz mizah yazarı
İsmet ÇELİK’i
1984’ün 3 Temmuz’unda yitirmiştik
...
Yazarı çizeri ve okuyucusuyla / sayısı 500 bine ulaşan geniş bir aileydi GIRGIR...
Ama hayır! (-+) 500.000 / derginin tirajıydı. Derginin, ortalama 3-4 el değiştirerek okunduğunu hesaba katarsak, bu geniş ailenin –tahminî ve fakat gerçeğe yakın- sayısını saptayabiliriz.
...”yazısı, çizgisi,sevgisi, eleştirisi ve yergisi ile Gırgır’a katılan” okuyucular, iple çekerlerdi PAZAR günlerini. Bunlar arasında apayrı bir heyecan yaşayanlar da vardı. –ki, o haftaki GIRGIR’da yazıp çizdiklerinin yer alıp almadığını merakla bekleyen okuyuculardı bunlar.
O haftaki yazılıp çizilenler inceden inceye gözden geçirilir, olup bitenlere dair bilgiler edinilirdi.
 Bu nedenle -yüzyüze görüşülmese de- GIRGIR serüvenine katılanlar, çoğunlukla tanırdı birbirini.
Dergiye yazıp çizenler hakkında -hatırı sayılır ölçüde- bir bilgi birikimine sahip olurdu herkes.
Birlikte sevinilirdi.
...ve ortak üzüntüler de olurdu hiç kuşkusuz.
*
o8 Temmuz 1984 tarih ve 618 sayılı GIRGIR, “acı bir kaybın” haberiyle çıkmıştı o hafta.
2. sayfanın siyah çerçevesi içinde, “İSMET ÇELİK’İ YİTİRDİK” yazıyordu büyük puntolarla...
Görülen o ki, unutulmaz bir mizah yazarımız daha ayrılmıştı aramızdan.
*
“Unutmak, yok etmektir.” / Onca yılın hükmüne karşın sevgili İsmet ÇELİK’i de unutmadık.
*
Değerli Dostlar,
Bu girizgâh, bir bilgiyi paylaşmak amacına dayalı olarak ortaya çıktı.
Meramım; İsmet ÇELİK’in kesin ölüm tarihini -bugüne dek- saptayamayan ve çok da merak eden sevenlerini bilgilendirmektir. (Çünkü gerçekten de / o8 Temmuz 1984 tarihli GIRGIR’da böyle bir bilgiye yer verilmemiştir.)
*
Yazının başlığında da kaydettiğimiz gibi / GIRGIR’ın unutulmaz mizah yazarı İsmet ÇELİK’i 1984’ün 3 Temmuz’unda yitirdik...
-Peki bu bilgi nereden?
-O dönemde tuttuğumuz “GÜNLÜK”ten...
.................................... sevdakâr çelik
o2.o7.2010

Şarkı, türkü bir onuncu yıl anısı resmi çektirdik. Böylece Gırgır yazar ve çizerlerini tanımak isteyen okurlarımızın da isteğini yerine getirmiş olduk.
Kimin kim olduğunu fotoğrafın altındaki göstergeye bakarak çıkarabilirsiniz.
1-0rhan Alev, 2-Sarkis Paçacı, 3-0ğuz Aral, 4-Galip Tekin, 5-İrfan Sayar, 6-İsmet Çelik, 7-Süleyman Argun, 8-Murat Kürüz, 9-Latif Demirci 10-Behiç Pek, 11-Engin Ergönültaş 12-İIban Ertem, 13-Süleyman Yıldız, 14-Bülent Arabacıoğlu, 15-Şükrü Yavuz, 16-Hasan Kaçan, 17-Gürcan Gürsel, 18-Şevket Yalaz, 19-Ramize Erer, 20-Mevhibe Çelik (Çiçeği burnunda mektuplar ve karlkatürlerini sıralayan sekreterimiz.), 21-Özden Öğrük, 22-Ergün Gündüz, 23-Rıza-Külegeç (Hattatımız), 24- Aydın Şahin (Teknik Sekreterimiz), 25-Alp Tamer, 26-Ömer Yılmaz (Her yere koşuşturan çay ağacımız), 27-Mehmet Çağçağ, 28-Can Barslan, 29-Alİ Doğanlı, 30 Murtaza Gürkan, 31-Ertan Tank, 32 Gürcan Özkan.
o
Ayrıca Tekin Aral tatilde, Mehmet Polat hastanede, Turhan Günay yeni doğan bebeğinin başında, Gülay Batur da imtihanda olduğu için anı fotoğrafımıza katılamadılar. (GIRGIR/468,23.o8.1981Pazar)


Aşağıda davetsiz bir misafirimiz var ...
"Ben Oğuz Aral oldum" diye tutturmuş ..
Sizlere benim yerime öğüt verecekmiş.
Sabancı. Ferdi Tayfur. Fenerli Selçuk fi-
lan olmak isteyenler vardır. Hatta ülser
olmak isteyen bile çıkabilir... Ama. Oğuz
Aral olmak isteyenini ilk kez rastlıyorum ...
Ne diyeyim tez elden Allah şifalar.
versin...
BU HAFTA OĞUZ ARAL OLDUM
Çiçeği Burnunda karikatürcülere öğütler
İsmet Çelik
HÜDAİ HUNİ (RİZE)
İstediğin karikatür malzemelerini bir kamyona yükleyip
gönderiyorum. Bunlar taş, kum, kireç, çimento, mıcır ve
 demirden oluşan malzemeler. Şimdi "Bunlar karikatür
malzemeleri değil ki abi..” diyeceksin. Değil tabii...
Zaten senin çizip gönderdiklerin de karikatür değil.
Senden karikatürcü değil iyi bir inşaatçı olur.
Onun için sana bu malzemeleri gön-
deriyorum. inşaata başlamadan önce "Ben bu inşaatı kimin için
yapıyorum?" diye kendine sor. Hemen çala, mala inşaata girişme.
Temeli attıktan sonra, duvarların perspektifine dikkat et.
Binayı bitirdin diyelim. Arkadaşlarına da göster, onlar;
 "Iıh ... Hiç komik olmamış, esprisi anlaşılmıyor" derlerse
yıkıp yeniden yap. ilk yaptığın binaya razı olma. İnşaat bittikten
sonra duvarlarını önce kurşun kalemle boya, daha sonra çini
mürekkebi ile üzerinden geç. Oturma odasına gereksiz taramalar atma.
Malzemeden sonra araklama. Daireleri de 4-5
milyondan aşşa satma ... Selamlar ... Yeni inşaatlarını
 bekliyorum. .

VAHİT TAHİN (İZMİR)
Karikatür basılmak için çizilir. Ama sanatçı bazen çizgiye
dökeceği karikatürün heyecanına öylesine dalar ki, espriyi
çizgiyi, karikatürün toplumsal işlevini unutur ve çizgi çizmeyi
bırakıp bir türkü tutturur. Hatta bazı çizerler zurna, bazıları
da klarnet çalmaya başlar. Örneğin Mustafa Kandıralı karikatür
çizerken işi zurna çalmaya dökmüş ve bugünlere gelmiştir.
Bu bakımdan karikatür sanatına gülüp geçmemek lazımdır
Karikatürcü olmak akıl, yürek ve bilek işidir. Bugün
Trabzonspor şampiyonluğu oynuyorsa karikatür sayesindedir.

NUMAN MIRMIR (SiLiFKE)
Gönderdiğiniz karikatürü yarım saatten fazla tepeden tırnağa
inceledim. Karikatürünüzün karın boşluğuna bastırdığımda
diyaframa yakın yerlerde sertlikler göze çarpıyor. Sizin
karaciğerinizde yağlanma var. Perhiz yapmanız şart: Size
Litrison draje Jektofer ampul ve Becozym C yazıyorum. Ayrıca
 bir karaciğer fonksiyon testi yaptırıp bana gönderin. Test
sonuçlarını gördükten sonra ilaçlara devam edip etmiyeceğinize
 karar vericem. Bu arada yağlı, baharatlı, tuzlu, ekşi ve
acılı şeyler yemek yasak. Bu ilaçları kullandıktan 20 gün
sonra bana kontrol için bir karikatürünüzü gönderin (Helal
bana ... Bu bilgilerimi hep karikatüre borçluyum.) Sağlıcakla
kalın.
(GIRGIR- sayı:554, 17 Nisan 1983 Pazar)
*

18 Nisan 2010 Pazar

1997 ÖSYM KILAVUZU'nda OĞUZ ARAL çizgileri...

1997 ÖSYM KILAVUZU'nda OĞUZ ARAL çizgileri...
Üniversiteye girişte, sürekli değişen sınav sistemlerine koşut olarak isimler de değişiyor. ÖSYM, ÖSS derken; geçen hafta, YGS ile ter attı gençler...
"Ne mene bi şeydir şu YGS?" diye merak edenler için harflerin açılımını vermek boynumuzun borcudur. YGS=Yükseköğretime Geçiş Sınavı
*Günün birinde bağlama çalmaya özenmiş Nasrettin Hoca. Almış tezeneyi, vurmuş sazın döşüne, tıngır mıngır çalmaya başlamış. Lakin görenler, Hoca'nın saz çalma işine şaşırıp, demişler ki;
"-Aman Hoca'm, bu nasıl saz çalmaktır?!. Bu işin ustaları, bağlamanın sapı üzerinde ellerini

19 Mart 2010 Cuma

Oğuz ARAL'ın kaleminden BÜLENT DÜZGİT
"HEM TERBİYELİ, HEM MASUM HEM DE KARİKATÜRCÜ!"

Sedat Nuri, Cemal Nadir, Sururi gibi eski ustaların günümüzdeki izdüşümü. Hem yeni bir çizgi diline, hem de eski bir İstanbul çelebisinin birikimine sahip olmak zordur. Bülent'in karikatür sanatındaki başarısı işte burada!
Haberi Yalçın Pekşen'in yazısından öğrendim; Allah'ım, Bülent Düzgit açık kalp ameliyatı olmuş. Açık kalp ameliyatı ne demek? İnsanın göğsünü kesip-yarıp kalbini ellerine alıyorlar. Sonra da (ellerine sağlık) yontup-biçip yerine takıyorlar.

Halkı haberlendirme iddiasında olan biz gazeteciler, artık aynı gazetede çalışan arkadaşlarımızın hastalık haberlerini bile yine gazetelerden öğrenmeye başladık.
Eskiden birimiz nezle olsa, nezlesi gazetenin yarısına geçerdi. Çünkü burun buruna çalışırdık. Ama şimdi Bülent, bu yeni moda lüks otel azmanı Medya Towers dedikleri Hürriyet Gazetesi'nin üçüncü katında çalışıyor, bense beşinci katında... Yani birimiz Madagaskar'da oturuyor, diğerimiz Sicilya'da. (...) >>devam>>
*
.
Mehmet Y. YILMAZ yazıyor
Şahane bir insanı kaybettik
YILLARDIR bu köşede her gün izlediğiniz, bir sabah vakti içinizde sıcak bir tebessüm yaratacak karikatürleri artık göremeyeceksiniz.
Çünkü Bülent Düzgit’i kaybettik.


Hepimize sıcak ışıltılar saçan o pırlanta kalbi hem ona hem de bizlere ihanet etti.
Bülent Düzgit’i tam 25 sene önce Cağaloğlu’ndaki Hürgün binasında tanımıştım.
Ben yeni dergiler çıkarmak için o binaya transfer edilmiş “genç gazeteci” idim, o da efsanevi Çarşaf dergisinin en parlak karikatüristi.
Biraz çekinerek “Benim dergilerim için de bir şeyler çizmek ister misiniz” diye sorduğumu hatırlıyorum. Onun, o mahcup tebessümü ile “Nasıl uygun görürseniz” dediğini de.
O yanıtı duyunca dalga geçtiğini düşünmüştüm, tanıdıkça bunun doğal üslubu olduğunu öğrenme fırsatını da buldum. (...) >>devam>>

21 Ağustos 2009 Cuma

Oğuz Aral’ın
NTV MAG Dergisi’nden Halil Nebiler’e
2000 yılının Eylül ayında verdiği söyleşi.
*
..........................................................................................................................................................................................................................................
........................ "Huysuz İhtiyar" hikâyeleri

20 Ocak 2009 Salı

O.ARAL+portre+ sevdakâr çelik+/Huysuz olmasa
tatsız tuzsuz olurdu*
Uzun bir boy, boğazına düşkünlüğünün tersine inceye yakın bir yapı, saçsız geniş bir alnın hemen altında kalın çerçeveli ve kalın camlı bir gözlüğün gerisine saklanmış gibi uzun ama hafif gerdanlı bir yüz...
O yüzü anlamlaştıran, çevresini radar gibi sürekli süzerek tarayan ve yakaladığı inanılmaz ayrıntıları saptayarak belleğine bir fotoğraf gibi işleyen bir çift göz.
Biraz alaycı ince dudaklar, hemen onları örten gelişigüzel bırakılmış savruk, alabildiğine özgür bıyıklar.
İnsanı tedirgin edecek kadar haşin, affetmesiz havası veren bir eda ve ona tam uyum sağlayan bir ses tonu.
Dış görünüme bakarsanız kolayca yanaşıp ahbap olabileceğiniz bir tip değildir Oğuz Aral. Ama ya onun gerisindeki kişi? O usta...
Kimdir o?
O, pırıl pırıl, kırılgan, sevecen yürekli biridir. İnsan sevgisiyle dopdoludur ama insanlardan kaçar. Yalnızlığın derinliklerinde mizah yaratıcılığını doruklara çıkaran biridir o.
O anlaşılması güç bir sanatçıdır. O Oğuz Aral'dır. Onu benim diyen babayiğit bulup çıkaramaz daldığı derinliklerden. Ona sokulamaz, onunla bütünleşemez. Onun büyüsü bir başkadır. Onu kimse kolay kolay çözemez.
Çözmeyi başaran da onun dünyasındaki mutluluğu tattığı zaman gerçek yaşamın sırlarını öğrenir.
Photobucket
Oğuz Aral bizim yokuşun su katılmamış emekçilerinden biridir. Yıllar boyunca bıkmadan usanmadan çizerek ekmeğini kazanmıştır.
Bir sürü genç karikatürcüyü yetiştirmiş, dünyanın en büyük mizah dergilerinden biri haline getirdiği GIRGIR'ı kurmuş ve yaşatmıştır. Photobucket
Oğuz usta salt bir çizer değildir. O, kalemini hem çizgide, hem de yazımda aynı ustalıkla kullanabilen olağanüstü yeteneklerden biridir.
O sokağı çizer, sokağı konuşturur, oranın yaşamını, orada yaşayan insanların esprilerini, duygularını, coşkularını, üzüntülerini dile getiren güldürü felsefesini yaratır.
Hem güldürür, hem düşündürür, hem de halkın eğilimini yansıtır. Oğuz Aral gerçek tanımıyla bir halk filozofudur. Mizah zor iştir. Hele hem çizmek, hem yazmak... Daha büyük bir birikim, güçlü bir gözlem ve sınırsız bir yaratıcılık gerektirir.
Her sanatçı gibi Oğuz Aral da alıngandır. Kendisiyle ilgilenilmesini ister.
Bu yapılmazsa kırılır, hatta küser.
Bunlar birer zaaf değil, iyi bir sanatçıda olması gereken önemli ayrıcalıklardır.
Vurdumduymaz bir kişilik hiçbir zaman sanatçı olamaz.
Çünkü o yapıda bir insan duygu adamı değildir. Oysa sanatçılık baştan sona duygu yumağı olmayı gerektirir.
Yazılarına başlık olarak koyduğu "Huysuz İhtiyar" başlığını kendi koymuştur. Doğrudur.
Ama Oğuz Aral'ın huysuzluğu tatlıdır ve ona yakışır. Huysuzluk yapmayan bir Oğuz Aral sanırım tatsız tuzsuz bir insan olurdu.
................. Tufan TÜRENÇ
(kaynak:Hürriyet-HürPortreler, o1 Ocak 2oo2)Photobucket

13 Ocak 2009 Salı

Oğuz Aral'ın teyzesi Huriye Ermete+
Huriye Ermete (Oğuz Aral'ın teyzesi) ve evlatlığı :)
İZMİR’DEN KARİKATÜRLÜ HABERLER!

ADANA’YA SELAM
“Çiçeği Burnunda Karikatürcüler” buluşması için Cemal İlkbahar ile valizimizi hazırladık. Cumartesi sabahı Adana’dayız. Fakat aklım Huriye Teyze’de...
Huriye Ermete, Oğuz Aral ustamızın teyzesi... İzmir’de oturuyor kendisi. Sık olmasa da zaman zaman görüşüyoruz.


İlerlemiş yaşına rağmen dinç ve sağlıklı...Sohbetini, anılarını dinlemeye doyum olmuyor.
Yeğenleri Oğuz ve Tekin Aral için yapılacak etkinliğe mutlaka gelir diye düşünüyorum. İki haftadır İzmir dışında olduğundan konuyu kendisine açamadım.
Bugün (13.o1.2oo9,Salı) döndüğünü söyleyince koşarak gittim yanına.
Oğuz Aral üstadın "Ebru" çalışması; Huriye teyzenin evinde, baş köşede; arka duvarda asılı..
Ne de olsa o da benim teyzem, hatta annemdi. Çünkü o da bana “Evlat” diye takılır.
Hemen konuyu açtığımda, hüzünlendiğini gördüm. Gerçekten son derece hassas, ince bir kişiliği var. “Yol, yorgunluk kendisini etkilemeyeceğini ama orada Oğuz’un öğrencilerini görünce fazla heyecanlanacağını, belki de dayanamayacağını” söyleyince ısrar etmedim.

"Son Gırgır" dergisini incelerken.
Söylemek istediklerini varsa iletirim diye sorduğumda;
“Çiçeği burnunda solmayan tüm gençleri gözlerinden öpüyorum. Adana’ya selam ve sevgilerimi gönderiyorum” dedi.
Oğuz ve Tekin Aral kardeşler, eşleri ve yakınlarıyla mutlu günlerinde...

12 Ocak 2009 Pazartesi

GIRGIR Dergisi _ ÇİÇEĞİ BURNUNDA KARİKATÜRCÜLER -listesi-

sevdakâr çelik...2009* “Çiçeği Burnunda Karikatürcüler
 Mizah Festivali”
Karikatürist M. Öncül ve S.Sofuoğlu öncülüğünde GIRGIR'ın "Çiçeği Burnunda Karikatürcüler"i -"Çukurova Kitap ve Eğitim Fuarı" bünyesinde- ilk buluşmalarını 19 Ocak 2008 Cumartesi günü ADANA'da gerçekleştirdiler.
*
Öncül ve Sofuoğlu, 2009 yılı buluşmasına “Çiçeği Burnunda Karikatürcüler Mizah Festivali” adıyla devam edecekler.
10 / 18 Ocak 2009 tarihleri arasında gerçekleştirilecek festivalin "mizah ve karikatür etkinliği", izleyicilerin ilgisini çekecek bir program içermekte...
*
Etkinlik Web sitesinde sitesinde" (2oo8) "...ve adını sayamadığımız diğer Çiçeği Burnunda Karikatürcüler " NOTuyla /  Oğuz Aral’ın “Çiçeği Burnunda Karikatürcüler”inin listesi yer aldı.
*Bu kısa isim listesi bile / Oğuz ARAL'ın emeğini, çabasını, idealist eğitimci tutumunu, paylaşımcılığını, gecesini gündüzüne katarak yorgunluklar yaşadığını... ve özetle GIRGIR'ın bir okul işlevi gördüğünü anlatmaya yetecektir.
                                                                    Sevdakâr Çelik
A-)Cemil Açıkkol
Metin Açıkgöz

25 Ağustos 2008 Pazartesi

Oğuz ARAL'ın kaleminden...
"Niçin Yarışmadan Yana Değiliz?"
Photobucket
*
*Yazının tamamını okumak için
TIKLAYINIZ.!.--> "Niçin Yarışmadan Yana Değiliz?" Oğuz ARAL'ın kale...
*
Photobucket

27 Temmuz 2008 Pazar

o.aral_anısına_AL GÖZÜM SEYREYLE_sevdakâr çelik
*

Oğuz Aral’ın kaleminden:“Hem terbiyeli, hem masum hem de karikatürcü!”Yazının tümüne,
aşağıdaki bağlantı adresinden
ulaşabilirsiniz...
TIKLAYINIZ.!--> Oğuz ARAL'ın kaleminden: HEM TERBİYELİ, HEM MASUM...


*Müjdat GEZEN, Oğuz ARAL’ı anlatıyor: “GÜLDÜRENLER...”
Yazının tümüne,

aşağıdaki bağlantı adresinden
ulaşabilirsiniz...
TIKLAYINIZ.!--> Müjdat GEZEN, Oğuz ARAL'ı anlatıyor:
"GÜLDÜRENLER...




26 Temmuz 2008 Cumartesi

Photobucket
Oğuz ARAL _ portre_Sevdakâr ÇELiK








Photobucket
sevdakar çelik_Oğuz Aral ustamızı saygıyla anıyoruz.

23 Şubat 2008 Cumartesi

oğuz aral_karaMizah'tan karikatür örnekleri...
Sevgili Dostlar,
Geçen hafta (16-22 Şubat 2oo8) Oğuz ARAL ustamızın, ağırlıklı olarak "KARAmizah"tan söz ettiği bir yazısına yer vermiştik. (GIRGIR: sayı 546, 20 Şubat 1983)
Ancak bu yazının süreği de mevcuttu elimizde. Kaçınılmaz olarak, "görsel destekli" bu metni de MİZAH VE ŞİİR Dostları'yla paylaşmak durumundaydık.
ARAL ustanın "KARA-MİZAH'tan karikatür örnekleri" başlıklı yazısı 27 Şubat 1983 tarih ve 547 sayılı GIRGIR'da yer almıştır.
......Birlikte okuyalım.
........................... Sevdakâr ÇELİK
*-*- - - - - - - - - - - - - - - - oOo
KARA-MİZAH'tan
karikatür örnekleri
Geçen hafta karikatürdeki kara-mizah üstüne düşüncelerimizi yazmıştık. Kara-mizahın halkından koparılmış batılı karikatürcünün umutsuz feryadı olduğunu söylemiştik. Karikatürcünün, giderek gelecekten ve halkından da umudunu kestiğini kara bir yergiyle çizdiğini, çıkmazları ve olanaksızlığı işlediğini vurgulamıştık. Dediklerimiz kuru sözde kalmasın diye, Fransız karikatürcülerinden birkaç örnek yayınlıyoruz. Bu karikatürlerdeki yergi, toplumsal ya da otoriteye kafa tutma gibi görünebilir. Oysa, kendi içine kapalı, sadece umutsuzluk mesajı veren çoğunlukla kaderci olan bu esprilerde sadece aydının hıçkırıkları vardır. Bu mizahta, toplumcu bir mizah yapısı vehmetmek, sadece saf kalmış biz doğulu karikatürcülerin özelliği olmuştur.
*Aman felsefe yapalım derken az kala Cemal Nadir'lerin mirası okurlarımızdan da oluyorduk.
- -- - - -- - - - - - - -OĞUZ ARAL
Kara mizahçı çizerlerin önde geleni Topor'dur. Yukarıdaki karikatürde hiç bir yere gidemeyen ve kalktığı çukura mahkûm insanı anlatmaktadır. İkinci karikatür ise, sağ kolu olmayan kişinin ah sağ kolum olsaydı diye düş kurmasını anlatıyor. "İki kolum birden olsaydı" düşüncesini aklına getiremeyen insanı hicvediyor. (Karikatürü tarif ne tatsız iş...) İşte sıkça tekrarlanan özgürlük karikatürlerinden biri... Kuşlara özgürlük tanıyan insanın kendi kafes içinde.. Burada bizi yanıltan, akıl almaz fikir ve beden özgürlüğü içinde yaşayan batılı aydının kendini hapiste hissetmesinin nedenlerini bilmeyişimizdir. Bilmediğimiz için de çizerken Paris'in kafesini bizim mapushanelerle karıştırıveriyoruz Zim’e göre işe çalışan orta sınıf artık koyunlaşmış... Evden ağıla, ağıldan eve gidip geliyor... Cardon, çizdiği bu sandalyeleşmiş insanın kalkamaz, gidemez ve bir yere varamazlığını vurguluyor. Ünlü Barbe için dağlar taşlar şato gibi taşlarla örülü... Hapishane gibi penceresiz... Hatta ay bile... Şu anda da Fransa'da ünlü olan Gébé kendi toplumunun hayata yabancılaşmasını eleştiriyor. İşine gidip gelen orta sınıf kişisi her gün önünden geçtiği kapı komşunun mahpusluğunu fark etmiyor bile... Kafes içindeki kişi aslında Fransız aydınıdır. Mahpusluğu simgeseldir.
Bytelier'in yaptığı yüzlerce intihar karikatüründen biri... Batılılar için zaman simgesi olan kum saati boşalınca ölüm kaçınılmaz olacak. Çaresizlik ve umutsuzluk duygusu araç gereçlere kadar uzanıyor. İşte asla kesemeyecek bir makas ve olta iğnesi uçlu, ağzınızı paralayacak bir çatal... Philippe'den.
...........GIRGIR: sayı 547, 27 Şubat 1983 Pazar (arşiv: http://mizahvesiir.blogspot.com/ )