MİZAH ve ŞİİR blogunun genel edebi havasına, yani şiir ile ironiyi harmanlayan üslubuna uygun olarak hazırlanan kısa ve eğlenceli bir mizah öyküsü: [1]
ŞAİRİN DİJİTAL İMTİHANI
Abbas Bey, ömrünü hece ölçüsüne, uyaklara ve masasında titreyen gaz lambasının ışığına adamış geleneksel bir şairdi. Mahallede herkes ona "Üstat" der, yazdığı derin aşk ve memleket şiirlerine saygı duyardı. Ancak dünya değişmiş, devir internet devri olmuştu. Bir gün torunu Berke, Abbas Bey’in eline akıllı bir telefon tutuşturup kulağına fısıldadı: "Dede, artık kimse şiir matbaada basılsın diye beklemiyor. Sana bir blog açtım, adı da 'Mizah ve Şiir'. Yazdıklarını buraya yükle, milyonlar okusun!" [1]
Abbas Bey önce bu işe ısınamadı. Şiir dediğin mürekkep kokmalıydı. Ama yine de torununun hevesini kırmadı. İlk akşam, oturdu masasına ve otuz yıldır kimseye okumadığı, uğruna gözyaşı döktüğü o meşhur melankolik aşk şiirini büyük bir gururla blogda paylaştı:
"Gözlerin bir yangın yeri, ben o yangında kül,
Feryadıma ağlar gökteki her bülbül..."
Ertesi sabah büyük bir heyecanla yorumları okumak için telefonun başına geçti. Gözlüklerini burnunun ucuna indirip ekrana baktığında ilk yorumu gördü. Kullanıcı adı
"Dayı yangın tüpü göndereyim mi, bu ne dram? Ayrıca bülbüller ağlamaz, öter. Bilgi hatası var, 2/10."
Gamer_X_06 olan biri şöyle yazmıştı:"Dayı yangın tüpü göndereyim mi, bu ne dram? Ayrıca bülbüller ağlamaz, öter. Bilgi hatası var, 2/10."
Abbas Bey’in tansiyonu fırladı. Hemen arkasından gelen diğer yorumu okudu:
"Alt yapı güzel ama beat yavaş kalmış Reis. Bunu rap ritmiyle okusan TikTok’ta patlar."
"Alt yapı güzel ama beat yavaş kalmış Reis. Bunu rap ritmiyle okusan TikTok’ta patlar."
Şair ömründe böyle bir hakaret görmemişti. "TikTok da neyin nesi?" diye homurdandı. Sinirden eli ayağı titreyerek torununu çağırdı. "Görüyorsun değil mi Berke? Bu dijital nesil sanattan anlamıyor! Madem öyle, ben de onlara anladıkları dilden cevap vereceğim," dedi.
Abbas Bey o gece tarzını tamamen değiştirdi. Madem bu mecra ciddi şiiri kaldıramıyordu, o da toplumun ironisini, internet dünyasının tuhaflıklarını hicvedecekti. Ertesi gün bloga yeni bir eser yükledi. Ancak bu sefer altına felsefi bir not yerine, düpedüz bir ironi paragrafı ekledi:
"Dün gece rüyamda yapay zekayla atıştım. Ben ona 'Gönül verdim' dedim, o bana 'Veri tabanı hatası' dedi. Sevgili takipçilerim, kalbinizin algoritmasını güncelleme zamanı gelmiş de geçiyor. Bir sonraki şiirim, faturasını ödeyemediği için interneti kesilen modern Leyla ile Mecnun’a gelsin."
Birkaç saat sonra bloğa bildirim yağmaya başladı. Yorumlar bu kez bambaşkaydı:
"Üstat yıkılıyor! Muazzam bir kara mizah!"
"Yapay zekaya attığın o laf sokması efsane, hemen duruma ekliyorum."
"Üstat yıkılıyor! Muazzam bir kara mizah!"
"Yapay zekaya attığın o laf sokması efsane, hemen duruma ekliyorum."
Abbas Bey, yazdığı en derin aşk şiirleriyle alamadığı beğeniyi, internet çağıyla dalga geçtiği bu minik mizah yazısıyla kazanmıştı. Koltuğuna gururla yaslandı, bıyıklarını burktu ve torununa dönüp gülümsedi: "Bak Berke, mizah dediğin şey aslında güldürürken ağlatmak değilmiş; ciddi olmaya çalışan bu modern dünyayla sadece kafa bulmakmış!"
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder