19 Ekim 2026 Pazartesi

Yeşilçam Sineması ve Engin Çağlar

 




Galatasaray'da Metin Oktay'la aynı sahalarda top koşturdu, Almanya'da mimarlık okudu, babasının matbaasında haritalar hazırladı...ancak, hayat ona öyle bir yol çizdi ki ne futbolcu ne de mimar oldu...
1940 yılında İstanbul Fatih'te dünyaya geldi. Asıl adı Çağlan Övet'ti. Atikali sokaklarında çelik çomak oynayarak, Vefa Stadı'nda maç izleyerek büyüdü. Annesi, babası, akrabaları öğretmendi.
Evde kara tahtanın, kitapların, mürekkebin kokusu vardı. Babasının hazırladığı atlaslarla çocuklar dünyayı öğrenirken o da kendi dünyasını keşfediyordu.
Robert Kolej'i kazandı. Galatasaray'da santrfor olarak yetişti. Annesi futbolcu olmasını istemeyince kramponlarını çıkardı. Sonra Almanya'ya giderek iç mimarlık okudu, askerliğini yaptı.
Hayatını çizim masasında geçireceğini düşünürken kader önüne bir kamera koydu. Ses dergisinin artist yarışmasına katıldı. Adı da değişti, hayatı da. Çağlan Övet artık Engin Çağlar'dı.
İlk filmi "Öksüz"'de Fatma Girik'le kamera karşısına geçti. Ardından Türkan Şoray, Filiz Akın, Hülya Koçyiğit... Yeşilçam'ın dört yapraklı yoncasının dördüyle de oynadı. "Kınalı Yapıncak", "Feride", "Makber"...
Kimi zaman kibirli bir zengindi, kimi zaman aşkından perişan bir delikanlı. Seyirci ona kızsa da o sürmeli gözlere uzun süre küsemiyordu. Öyle günler geldi ki yılda on iki film çekti.
Türkiye ve Avrupa güzeli Filiz Vural'la evlendi. Çağlan ve Eser adında iki oğulları oldu. Gerçek adını oğluna vererek geçmişinden bir parçayı geleceğe taşıdı.
1970'lerin ortasında sinemanın değişen yüzüne ayak uydurmak istemedi. Erotik film furyasına katılmadı, ticarete döndü. Yıllar sonra yeniden kamera karşısına geçti.
Yaklaşık 70 filmde oynadı. Metin Erksan gibi ustalarla çalıştı, Hollywood stüdyolarını gezdi, gençlere sinemayı anlattı.
Eski filmlerinin kaybolmasına üzülür, afişlerini ve fotoğraflarını saklardı. Çünkü bazı insanlar yalnızca hatırlanmak değil, hatırlatmak için de yaşar...
1 Kasım 2025'te, 85 yaşında aramızdan ayrıldı.
Ardında Yeşilçam'ın aşklarını, bir ömür koruduğu hatıraları ve beyefendiliğin hiç eskimeyen güzelliğini bıraktı...

Hiç yorum yok: