Size bir ÖYKÜMÜZ var! etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Size bir ÖYKÜMÜZ var! etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ekim 2026 Pazartesi

Size bir ÖYKÜMÜZ var!





KAYGAN SABRİ’NİN "ELE GELMEZ" MESAİSİ... (AI'dan_günün mizah öyküsü)



KAYGAN SABRİ’NİN 
"ELE GELMEZ" MESAİSİ
Şirketin insan kaynakları departmanı iki aydır tek bir ismin peşindeydi: Sabri.
Sabri, CV’sine göre şirketin en parlak, en üretken ve vizyoner proje yöneticisiydi. Ancak İK Müdürü Melis Hanım için Sabri, varlığı sadece şirket içi yazışmalarda kanıtlanabilen bir mitoloji kahramanından farksızdı. Çünkü Sabri, tam anlamıyla "balık gibi" bir adamdı; ne zaman biri onu yakalamaya çalışsa elden kayıp gidiyordu. https://mizahvesiir.blogspot.com
Pazartesi sabahı Melis Hanım, kararlılıkla Sabri’nin masasına doğru yürüdü. Tam yaklaşıyordu ki Sabri bir anda koltuğundan fırladı:

13 Ekim 2026 Salı

günün mizah öyküsü AI'dan: 👇😀Yapay Zekâ Adamı Evinden Eder mi? (PİMPİRİKLİ TEVFİK BEY'İN İMTİHANI )

Yapay Zekâ Adamı Evinden Eder mi?(PİMPİRİKLİ TEVFİK BEY'İN İMTİHANI )


Tevfik Bey, elli yıllık ömrünün son on yılını iki büyük aşka adamıştı: Birincisi, otuz yıllık biricik eşi, başının tacı Nebahat Hanım; ikincisi ise her sabah tansiyonunu, akşam ise evdeki kombinin derecesini kontrol etmesini sağlayan o amansız "pimpiriklilik" huyu.
Evdeki her şeyi, her ihtimali hesaplardı Tevfik Bey. Deprem çantasında bisküvilerin son kullanma tarihini haftalık kontrol eder, kapıyı üç kere kilitlediğinden emin olmak

2 Ekim 2026 Cuma

MİZAH ve ŞİİR blogumuza AI'nın mizah öyküsü sürprizi: ŞAİRİN DİJİTAL İMTİHANI


MİZAH ve ŞİİR blogunun genel edebi havasına, yani şiir ile ironiyi harmanlayan üslubuna uygun olarak hazırlanan kısa ve eğlenceli bir mizah öyküsü: [1] 


ŞAİRİN DİJİTAL İMTİHANI

Abbas Bey, ömrünü hece ölçüsüne, uyaklara ve masasında titreyen gaz lambasının ışığına adamış geleneksel bir şairdi. Mahallede herkes ona "Üstat" der, yazdığı derin aşk ve memleket şiirlerine saygı duyardı. Ancak dünya değişmiş, devir internet devri olmuştu. Bir gün torunu Berke, Abbas Bey’in eline akıllı bir telefon tutuşturup kulağına fısıldadı: "Dede, artık kimse şiir matbaada basılsın diye beklemiyor. Sana bir blog açtım, adı da 'Mizah ve Şiir'. Yazdıklarını buraya yükle, milyonlar okusun!" [1]
Abbas Bey önce bu işe ısınamadı. Şiir dediğin mürekkep kokmalıydı. Ama yine de torununun hevesini kırmadı. İlk akşam, oturdu masasına ve otuz yıldır kimseye okumadığı, uğruna gözyaşı döktüğü o meşhur melankolik aşk şiirini büyük bir gururla blogda paylaştı:

"Gözlerin bir yangın yeri, ben o yangında kül,
Feryadıma ağlar gökteki her bülbül..."
Ertesi sabah büyük bir heyecanla yorumları okumak için telefonun başına geçti. Gözlüklerini burnunun ucuna indirip ekrana baktığında ilk yorumu gördü. Kullanıcı adı Gamer_X_06 olan biri şöyle yazmıştı:

7 Ekim 2012 Pazar

Kıssa ve Hisse: Kahve Yumurta ve Patates HİKAYESİ (Kıssası)

 


Bir zamanlar, her şeyden sürekli şikâyet eden; her gün, hayatının ne kadar berbat olduğundan yakınan bir kız vardı. Hayat, ona göre, çok kötüydü ve sürekli savaşmaktan, mücadele etmekten yorulmuştu.

Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çıkıyordu karşısına.

Genç kızın bu yakınmaları karşısında, mesleği aşçılık olan babası ona bir hayat dersi vermeye niyetlendi.

30 Mart 2012 Cuma

Ferda Balkaya Çetin'in kaleminden bir mizah öyküsü: HAVET

 Ferda Balkaya Çetin *öyküsü* HAVET

Hiç kimse onun siyahtan başka bir renk giydiğini görmemişti. Burnu sivri siyah ayakkabılar, dar paça siyah pantolon, siyah gömlek ve yelek, siyah kruvaze ceket, siyah kravat ve arada bir cebinden çıkardığı siyah tesbih…
Siyah renge karşı aşırı bir tutkunluğu vardı.
Göz rengini de bilen yoktu mahallede. Çünkü siyah çerçeveli, siyah camlı gözlüğünü yaz kış
çıkarmazdı. Hatta mahalle sakinleri kendi aralarında göz rengine dair tahminlerde bulunur,
büyük bir ciddiyetle aralarında tartışır, fikir yürütürlerdi.

12 Kasım 2011 Cumartesi

Anton ÇEHOV öyküsü : DİLENCİ



                    -1887-
-Yardımsever bayım! İyilik edin, bu mutsuz, aç adamı boş çevirmeyin. Üç gündür bir lokma şey yemedim... Geceyi geçirecek bir yer bulmak için beş kapiğim bile yok.!. Vallahi billahi böyle! Yedi yıl köy öğretmenliği yaptım, yerel yönetimin oyunları sonucu görevimi yitirdim. Bir raporun kurbanı oldum. İşte bir yıldır böyle yersiz yurtsuz dolaşıyorum.
Avukat Skvortsov dilencinin mavimsi kır renkli delik deşik paltosuna, donuk sarhoş gözlerine, yanaklarındaki kırmızı lekelere baktı. Sanki bu adamı daha önce bir yerlerde görmüş gibi geldi ona.
Dilenci sürdürüyordu yalvarmasını:
- Şimdi bana Kalujskaya vilayetinde bir iş öneriyorlar. Ama benim oraya gidecek param da yok ki... Yardım edin, acıyın bana! Dilenmek

24 Kasım 2010 Çarşamba

Ferda Balkaya Çetin_öyküsü: SEHER'İN DİLEĞİ

Merakla ve biraz da endişeyle bekliyordu Seher. Nasıl endişeli olmasındı ki!
Şimdiye kadar altı öğretmen değişmişti. Hepsinin de şu veya bu sebeple tayinleri çıkmış başka yerlere gitmişlerdi. Çoğu zaman da boş geçmişti dersleri. Neyse ki bu sefer hiç boşluk olmadan yeni öğretmenleri geliyordu.
Tüm öğretmenlerini sevmişti. En çok da Haydar öğretmeni… Bütün ödevlerini zamanında ve eksiksiz yapmaya gayret ediyor, her gün istekle ve sevinçle koşuyordu okuluna.

21 Kasım 2010 Pazar

İtalya'nın ünlü mizah yazarı Giovanni GUARESCHI öyküsü: JOZEFIN TEYZEM + Giovanni GUARESCHI -kısa biyografisi-



Jozefin teyzem bugün habersiz çıkageldi. Kendisini dört seneden beri görmemiştim. Kapıyı tesadüfen karım açtı. Jozefin teyzem her zamanki gibi fikrini söylemekten çekinmedi :
-Üçtür çalıyorum, dedi. Sizin gibi hizmetçiyi ben evimde bir gün tutmam, hemen deflerim. Siz ne biçim hizmetçisiniz?
Karım şaşkın:
-Hizmetçi değilim, diye kekeledi. Yeğeninizin karısı...
Jozefin teyzem lafını kesti:
-Öyle mi? Peki!
Lele Crognale'in çizgisiyle 
Giovanni GUARESCHI'nin
 portre karikatürü

Yürüdü, karşısına çıkan ilk kapıya saldırdı.
Karım telaşlanarak:
-Affedersiniz efendim, dedi, orası banyo...
Jozefin teyze açıp baktığı için sert bir sesle:
-Gördük, diye cevap verdi. Rabıtalı bir evde böyle şeyler olmaz. Ayakyolu daima solda bulunur.
Jozefin teyze başka bir kapı açtı. Bu sefer karşısına bir süpürge, bez ve fırça ordusu çıktı.
Sabrı tükenen teyzem Giovanni' nin nerede olduğunu sordu. (Giovanni! yani bendeniz!)
Sesi hiç de tatlı değil. . .
Solukları çalıştığım yere kadar geliyor.
Dışarıya atılıp teyzemi saygıyla karşıladım:

29 Temmuz 2010 Perşembe

Sezen AKSU'dan mizahî bir öykü: İÇİMİZDEN BİRİ

Sezen Aksu öyküsü İçimizden Biri_Mizah ve Şiir blog_
vinyet:Sevdakâr Çelk  

1980'li
yıllarda mizahî yazılarıyla da dikkat çeken Sezen AKSU'dan bir öykü:             İÇİMİZDEN BİRİ
 
Yaşantım boyunca tanıdığım ve anlatmaya değer arkadaşlarımdan biri de sokakta her gördüğü genç için,
"Şu ileride duran delikanlıyı gördün mü? Bana o biçim kesik atıyor diyen mahalle arkadaşım Dilber'dir.
Genç kızlık devremin büyük bir bölümünü onunla geçirdim diyebilirim. Benden bir hayli büyük olmasına, kafa yapımızın da uyuşmamasına rağmen yine de iyi arkadaştık. Anlaşmamızın nedenini biraz da onun kişiliğindeki ilginçliğe bağlıyorum. Hiç şüphesiz beni çeken şey, onu daha iyi tanıma arzusuydu.
En belirgin özelliği sokakta, çarşıda, okulda mutlaka kendisine bakacak birilerini bulup, sonra da bundan hiç hoşnut olmamış bir yüz ifadesi ile.

8 Haziran 2010 Salı

Suavi SÜALP’ten ince takılmalar: BUNALMAMAK İÇİN NE YAPMALI

 


Hava basıncı, ruhsal durumumuzu bozarak bizi pandispanya gibi yapar ve sinirlerimiz gerilerek bunalmaya başlarız. Bunalan bir insan da ne yaptığını bilmez...  http://mizahvesiir.blogspot.com/Buna engel olacak önlemler de aşağıda sıralanmıştır... Rica ederim; bu tedbirlere karşı uyanık olun... (Her ne demekse...)   http://mizahvesiir.blogspot.com/

1- Bunalan insan -derhal- on kere derin, yirmi kere kısa nefes alarak ciğerlerine hava doldurmalı.
2- Baş, eksi on beş derece soğuk suya batırılıp; yirmi dakika böyle

15 Mart 2008 Cumartesi

Ferhan ŞENSOY, futbol "TARAFTAR"ını irdeliyor

Ferhan ŞENSOY yazısı              TARAFTAR
    Yirminci yüzyılın vebası futbol, dünyayı sarmaşık gibi sararken giderek profesyonelleşiyor ve ciddi bir uluslararası ticaret ortamı oluşturuyor. 
   Dikkat ederseniz artık her gün maç var. 
Salı günü zırt kupası, 
çarşamba gecesi bırt şampiyonası, 
hafta sonu lig maçları... 
   Futbol, sanayi kolu olarak patlamış durumda. Parayı bastıran futbol kulübü satın alıyor. Oturmuş bir futbol kulübü, sıkı para kazanıyor. 
   Futbolun bileti, sinemanınkinden, tiyatronunkinden pahalı. İzleyici sayısı on binlerce.

15 Ekim 2007 Pazartesi

TIMMORY'den, sevimli ve ufuk açıcı bir mizah öyküsü: Pouig Adlı Pire

TIMMORY öyküsü: Pouig Adlı Pire
 (
Sevdakâr Çelik arşivi) _ mizahvesiir.blogspot.com

Pouig adını taşıyan bu pire kuzeyin kutsal bir plajında dünyaya geldi. Kısa bir zamanda yetişkin olunca, taşranın orta halli bir böceği olarak kalmamak ve başkentte parazit geçinmek gibi parlak bir mesleğe atılmak niyetinde olduğunu açığa vurdu.
Sıçramayı öğrenir öğrenmez aşırı bir özgürlüğe kavuşmak, pireler arasında gelenek olduğundan Pouig'in annesi babası, onu bu

23 Ağustos 2007 Perşembe

Suavi SÜALP'ten bir ÖYKÜ: SÜMBÜL Tozar

23 Ağustos 2007 Perşembe

Suavi SÜALP'ten bir ÖYKÜ


 http://mizahvesiir.blogspot.com/SÜMBÜL Tozar, Taşkasaplı olup, babası ve anasının bütün ısrarlarına rağmen meşhur olmayı kafasına koymuş, daha on iki yaşında Çifte Saraylar bahçesinde Kör Muhittin'in himayesinde ilk şarkısını söyleyerek istikbalde iyi bir şarkıcı olacağını isbat etmiştir... http://mizahvesiir.blogspot.com/