![]() |
| TIMMORY öyküsü: Pouig Adlı Pire (Sevdakâr Çelik arşivi) _ mizahvesiir.blogspot.com |
Pouig adını taşıyan bu pire kuzeyin kutsal bir plajında
dünyaya geldi. Kısa bir zamanda yetişkin olunca, taşranın orta halli bir böceği
olarak kalmamak ve başkentte parazit geçinmek gibi parlak bir mesleğe atılmak
niyetinde olduğunu açığa vurdu.
Sıçramayı öğrenir öğrenmez aşırı bir özgürlüğe kavuşmak, pireler arasında
gelenek olduğundan Pouig'in annesi babası, onu bu
Aile duygusu, çocukların artan sayısıyla ters orantılıdır. Okuyucularımın, üzerinde derin düşünmelerini sağlamak üzere bu temel kuralı ara söz olarak burada sunuyorum.
işte böylece Pouig, yola çıktı. Pireler için turizm problemi insanlarınkinden
daha kolaydır. Bunu da âcizane belirtiyoruz. Gerçekten pireler, yol parası
vermek ya da izin vesikası almak zorunda kalmadan serbestçe yer
değiştirebilirler.En yakın bir istasyona ulaşmak üzere bir köpeğin sırtına binmek ve oradan da bir otel arabacısının üzerine sıçramak Pouig için yetti gitti. Bir şef tren de onu Paris'e götürmeyi kendisine görev bildi. Hatta onu yolculuk süresince beslemek hatır sayarlığına kadar işi ileri götürdü.
İstasyona varır varmaz, başka bir katarla kendisini yine geldiği yere götürür korkusuyla Pouig, elini çabuk tuttu ve garda gazete satan ak saçlı bir ihtiyarın üzerine yerleşti. Bu ağırbaşlı gazetecinin üstünde daha önce yerleşmiş birçok arkadaşı bulunduğundan Pouig'in mutluluğu çok arttı.
Adamcağız, yeni pansiyonerinin geldiğini fark eder gibi oldu:
-"Sanıyorum ki..." dedi meslektaşlarından birine, "pirelerim bir tane daha fazlalaştı."
Ve gazetelerini satmak üzere kısık sesiyle bağırmasına devam etti.
Pouig, ihtiyarın sertleşmiş derisini delmek için az çok zahmet çekti; karnı doyunca öteki pirelerle içten arkadaşlık bağları kurdu, onları, -biraz bayağı olmakla beraber- sevimli buldu; şu var ki daha zarif, daha şık arkadaşları olmasını istiyordu.
Düşüncesine göre, onun yüksek sosyete çevresine girmesini sağlayacak kişi, üzerinde kalmakta olduğu bu zavallı adam değildi. Bu ihtiyarın devam ettiği yerler Croissant sokağı ile kaldırımlar ve birkaç koltuk meyhanesinden başka bir şey değildi. Pouig bundan ayrılsa belki de daha az besleyici niteliği olan öteki gazetecilere gidecekti. Müşterilerin üzerine sıçraması ise mümkün olmuyordu, çünkü bunlar gazetelerini alırken ihtiyara fazla sokulmamaya dikkat ediyorlardı. Bir gün öğleden sonra, ihtiyar gazeteci çatı arasında dinlendiği sırada odanın havası birdenbire mis gibi bir koku ile doldu: İçeriye GENÇ BİR KADIN girmişti.
İhtiyarın ensesinde uyuklamakta olan Pouig, bu kadını daha iyi görmek üzere onun ak saçlarının çalılıkları arasına daldı.
- Kimdir bu kadın? diye sordu arkadaşlarına.
- Diane'dır, bizim ihtiyarın kızı...
- Ne iş yapar?
- Birçok serüvenden sonra zengin bir Brezilyalı ile evlendi. Şimdi onunla birlikte yüksek bir hayat yaşıyor.
Gözleri kamaşan Pouig, bu güzel kadını seyre daldı.
- işte ben bununla birlikte yaşayacağım! diye haykırdı.
Yaşlı bir pire kendisini uyarmak istedi:
- Sakın ha, dedi, bizim ihtiyar gazeteci emniyetli bir kişidir. Diane ise bilmediğimiz, tanımadığmız bir kadındır.
Kendini tehlikeye sokarsın. Hem bu yosmanın, bizim için korkunç sayılacak kötü bir huyu vardır.
- Nedir o kötü huyu?
- Sık sık yıkanır.
Fakat Pouig, Paris kasırgasının içine girmeye can atıyordu. Bu hevesine karşı duramadı: Diane'nin babasına yaptığı ziyaret bitince, onu kucakladığı andan faydalanarak korsajının oyuntularından biri arasına giriverdi.
Diane, büyük bir lokantada kocasını bulmak üzere giderken o da zevkle bulunduğu yere iyice yerleşti.
Ve Pouig hayatında ilk defa olarak müzikli bir akşam yemeği yedi.
Yemekten sonra Diane, piresi ve Brezilyalı ile birlikte eve döndü.
Pouig, Brezilyalının da etinden tatmak istemişti, ama yabancı etinin meşin gibi olacağına hükmetti. Artık titiz olmaya başlamıştı.
Pouig o gece yorgunluktan bitkin bir halde uyuduğu zaman hiçbir pireye kısmet olmayan en güzel rüyaları gördü.
Diane, piresinin can yakıcı okşamalarına katlanmıştı. Kaşınmaya cesaret edemiyordu, çünkü, bu bayağı hareketin kocasının hoşuna gitmeyeceğinden korkuyordu. Sabahleyin kocası evden çıktıktan sonra Diane, hemen zile basarak oda hizmetçisini çağırdı ve ona banyoyu hazırlamasını söyledi.
Pouig hiç aldırış etmiyordu. Fakat birden su baskınına uğradı. iki saniye sonra da cesedi su üzerinde yüzüyordu...
Onu gören zalim kadın:
- Pis hayvan, işte, boğuldu! diye haykırdı.
Pirenin ölüsü başında çekilen nutuk da bundan ibaret oldu.
...
Pouig, böylece vaktinden önce göçtü, gitti.
İşte, ihtiras ve lüks eğilimi; pireleri olduğu gibi insanları da yok eder.
...Bu öyküden alınacak ahlak dersi bu olacaktır:
Eğer bu ders hoşunuza gitmediyse başka bir ders çıkarmak üzere size izin veriyorum.
Ben öyküme, size filozofça düşüncelere dalma imkânını verecek şekilde yön verdim; herhalde beni, çıkardığım sonucu değiştirmek ve fazla bir çaba harcamak zorunda bırakmak istemezsiniz. Bugün yeteri kadar çalışmış bulunuyorum.
. -BİTTİ-
Gabriel Timmory________:
Fransız oyun ve öykü yazarı Gabriel Timmory'nin (asıl adıyla René Wahl,1870–1965) Türkçeye veya eski edebiyata yansımış az sayıda öyküsü ve mizah çalışması bulunmaktadır. Aradığınız belirli bir eser ise, kendisiyle ilişkili iki ana kaynak öne çıkmaktadır: [1]
- "Pouig Adlı Pire": Eski dönem internet/mizah dergilerinde ve blog arşivlerinde (örneğin LAHMACUN mizah öyküleri sayfasında) Timmory'den başlığıyla yayımlanmış, Pouig Adlı Pire isimli bir mizah öyküsü yer almaktadır. [1]
- Mahmud Yesarî Uyarlaması (1927): Cumhuriyet’in ilk yıllarında ünlü yazar Mahmud Yesarî, Gabriel Timmory'nin bir eserini/öyküsünü Türkçeye uyarlamış ve bu çalışma 1927 yılında Marifet Matbaası tarafından 16 sayfalık küçük bir kitapçık/öykü olarak basılmıştır. [1]
____Gabriel Timmory Fransız edebiyatının unutulmuş, daha çok kısa komedileri ve nükteli öyküleriyle tanınan bir ismidir
Mizah ve Şiir'de paylaşıldı_ 15.10.2007 (04.10.2026'yaDekİzlnm:34)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder