31 Ocak 2008 Perşembe


vahit akça_ ÇİZinceLİKLE
Ayten Suvak _ HANE
H
eleşe keleşe gerektir
A tılacak sayılar öbektir
N oktasız virgülsüz para bütünleyip
E ndek dündek eve girmektir...
NEHAR TÜBLEK'İN
BUGÜN DE YAŞAYAN ÇİZGİLERİ....
En az yirmi yıl önce çizilmiş olan bu karikatür, bugün Anayasa'ya eklenmek istenen "fikr-i sabitin" tarihsel tanığıdır.
Fazla söze ne gerek var!
Akdağ SAYDUT
www.mizahvecizgi.com
K.SİNANOĞLU _ D E V - B a r a j . . .
Suya baraj çek
Sonra kurusun göller
Kuru-Çöl olsun . . .

Doğaya oku
O da okusun sana
A - B - C - Ç - D . . .

- Sonra E ve F (asulye);
bulursan ye . . . -
nelerÖğrendik_ilacınKısaTarihi
Değerli Dostlar,
Kuşkusuz MİZAH VE ŞİİR, sizlerin yazıp çizdiklerine açıktır.
Hatta fazlasıyla açıktır.
Ürünlerini gün yüzüne çıkarmak/PAYLAŞMAK isteyen sanatseverler, bu sayfada, kesinlikle öncelikli hakka sahiptir.
Hem boşuna denmemiştir, "Birlikten kuvvet doğar!" diye.
" Bir elin nesi var? İki elin sesi var!" sözü de boşa söylenmemiştir.
Üstelik Anadolu insanının geleneğinde, adına "imece" denen bir olgu vardır; -ki, birlikte yapılan işlerin kolaylaşacağını işaret eder.
Yunus Emre'nin söylediği de aynı şey:
"Gelin birlik olalım /İşimiz kolay kılalım! "
...
İki güzel yazıyla imeceye katılan Sayın Bora BEKİROĞLU, sesimize ses katmak istemiş. Bizden, kendisine teşekkür etmek düşer...
Sağ olsun!.
.... . . . . . . Sevdakâr ÇELiK
----------- oOo
+NELER ÖĞRENDİK!
Annelerden neler mi öğrendik?

1-Sabırlı olmayı...
"'Baban eve gelsin sen görürsün"
2-Hakkımızı alacağımızı...
"Eve bir gidelim, ben bilirim sana yapacağımı"
3-Tıp bilgilerini...
"Gözlerini şaşı yaparken bir gün öyle kalıvereceksin, göreceksin gününü."
4-Olgun olmayı...
"Bu tabağın hepsini bitirmezsen asla büyüyemezsin."
5-Genetik bilgileri...
"Sen de o lanet olası babana çektin."
6-Adaleti...
"Bir gün senin de çocukların olacak.İnşallah onlar da sana senin şimdi bana yaptıklarını yaparlar..."
------------- oOo
+İLACIN KISA TARİHİ
M.Ö.2003:
"Al, bu kökü ye!"
M.S.1000: "O kök kötü.Gel, bu duayı oku!"
M.S.1850: "O dua batıl inanç. Al, bu iksiri iç!"
M.S.1940: "O iksir, yılan yağı. Al, bu hapı yut!"
M.S.1985: "O hap etkisiz. Gel, bu antibiyotiği al!"
M.S.2003: "O antibiyotik artık işe yaramıyor. Al, bu kökü ye!"

30 Ocak 2008 Çarşamba

ÇİZinceLİKLE---sevdakâr çelik
K.SİNANOĞLU_ K a r a / r . . .
Ben, Türbaniye

Çene altıdır bağım
Parti kararı . . .
sevdakâr çelik_mİZAHöyküsü_tersADAM*yeni öykümüze aşağıdaki bağlantı adresinden ulaşabilirsiniz:

29 Ocak 2008 Salı

AytenSuvak_ TÜRBAN
T ürabıdır toprağıdır Arabın
Ü fürüğüyle dalgasıdır eşarbın
R andımanıdır dinsel çıkarın
B andıra bandıra yenilen politik balın
A traksiyon malzemesidir
N aturası bozuk geri adımların
K.SİNANOĞLU_ T ü r b a n . . .
TÜRü çöle yatık
B ağnak
A rabî’ye öykünük
N iteliği paradoks/partisel . . .
- Tarihsel türbanla ilgisi olmayan kafa örtüsü -

28 Ocak 2008 Pazartesi

sevdakâr çelik _ÇİZinceLİKLE
- - - - - - - - ------ oOoTEMA için imza kampanyasıhttp://www.tema.org.tr/2B/
Tema 2B'lik orman arazilerinin satılmaması için imza kampanyası başlattı.
Hükümet, “Satarım.!” diye ısrar ediyor; Hayrettin Karaca ise, “Verin bana bir milyon imza, sattırmam.!” diyor.
İMZALADIKTAN SONRA
BU LİNKİ
LÜTFEN TANIDIKLARINIZA GÖNDERİN.!


.
akdağ saydut_ ÇİZinceLİKLE
Kenan SİNANOĞLU DEV - M o z a r t - 252 . . .
Yıl kadar önce
Gelivermiş dünyaya
Yürekte nota . .
Hırto_ile_Zırto_sevdakâr çelik

26 Ocak 2008 Cumartesi

avanak avni 35'ine bastı
SSgss hikâyeleri _vahit akça

mizah dergilerimiz:_ 6- AVNİ AVNİ
ON DOKUZ YILLIK YENİ MİZAH DERGİNİZ
BOYUT
: 28x34 cm 16 sayfa -örnek sayının- KİMLİK BİLGİLERİ:
sayı
:81, yıl:19
8 HAZİRAN 1991 CUMARTESİ
SABAH Yayıncılık A.Ş. Adına Sahibi: H. İLHAN ESEN
Basıldığı Yer: Sabah Tesisleri, Medya Plaza Basın Ekspres Yolu Güneşli- İstanbul
Tel: 574 54 92
Mizah Yönetmeni; OĞUZ ARAL
Sorumlu Yazıişleri Müdürü: EMRE TİKİN
Yönetim Yeri:
SipahioğIu Cad. Tülgül Apt. No:10 Kat:3 Daire:6 Yeşilyurt- İstanbul
KIBRIS: 1200TL - İNGiLTERE: 60P - AMERIKA: 1.5$ - HOLLANDA: 2F. FRANSA: 7FF - İSVEÇ: 6.25 KRON
...... AVNİ’den seçtiklerimiz:

Değerli Dostlarım,
Hepimiz zaman zaman fıkra dinler ve anlatırız. Fıkra'nın dinleyiciler üzerindeki etkisi, içeriği kadar anlatanın anlatım şekline de bağlıdır. Anlatımda belagat, kelime seçimi, aksamadan konuşma, tuluat, ses tonu, anlatım sırasında mimikler, gereğinde fıkra kahramanının kimliğine bürünerek taklit, fıkranın algılanma ve hoşa gitme değerini artırır. Fıkranın içeriği ne kadar güzel olursa olsun, etkisi, anlatımdaki zenginleştirmeye bağlıdır. Bu, aynen bir bifteğin lüks bir lokantada sunulmasında tabağın tanziminde ve takdiminde, bifteğin etrafına uygun bir üslupla konan, sebze, pilav, sos gibi garnitürlerle değer kazanmasına benzetilebilir.
Güzel fıkra anlatanlar, genelde zengin bir fıkra repertuarına sahiptir. Bunun ana sebebi, bir fıkra dinlemiş olanın veya bilenin, o fıkra'yı daima ve öncelikle bir usta fıkra anlatıcısına anlatmasıdır.
Usta fıkra anlatıcısı, fıkra'nın özünü algılar ve kendi üslubuyla garnitürünü hazırlayarak sunar ve daima ilgi görür. Fıkranın özünü bilenler dahi, usta bir anlatıcı tarafından ortaya konulmasında aynı fıkrayı zevk ve rahatlıkla dinlerler.
Bir Müjdat Gezen'den, bir Halit Kıvanç'tan, bir Mehmet Barlas'tan, bir Zeki Alasya'dan, bir Hıncal Uluç'tan bildiğimiz fıkraları tekrar dinlemenin bize verdiği keyifte bir azalma olmaması bunun açık bir kanıtı olsa gerek.
Fıkra'da ince bir espri, bir sitem, bir tatlı yapıcı tenkit bulunması fıkranın değerini artırır.
Fıkraları anlatanlarda olduğu kadar dinleyenlerde de İngilizlerin "Sens of Humour" olarak tabir ettikleri bir ince hiciv ve anlayış aranır.
Türkiye'de Laz'lara. Avrupa'da Belçikalılar ve Polonyalılar'a, İngiltere'de Iskoçlar'a atfedilen fıkralarda bu ince espri ruhu daima mevcuttur.
İlkel ve kültürsüz topluluklarda fıkralar genelde belden aşağı ve kabadır. Dinleyenlerin kahkahaları da maalesef aynen kabadır.
Fıkranın değeri, içerisindeki ince espri kadar, fıkranın konuşma esnasında sohbetin içeriği ile olacak yakın ilintisine bağlıdır.
Bulunduğum bir sanayi topluluğunda sohbet rekabet üzerinde koyulaşınca, seçkin bir iş adamımızın anlattığı aşağıdaki fıkra ile bu yazımı noktalamak istiyorum.
Bir Japon ile bir Alman avcı, hedefi 2 km’den vuracak hassas birer dürbünlü tüfekle insan yiyen arslan avına, Afrika'nın düz bir ovasına çıkmışlar.
Uzaktan arslanın korkunç kükremesini duyunca, uzaktan kendilerine doğru gelen arslana tüfeklerini doğrultup ateş etmişler. Ancak mesafeyi hesaplayamadıklarından 3 km,uzaklıktaki arslanı vuramamışlar.
Bunun üzerine Japon, tüfeğini bırakıp çantasından koşu ayakkabılarını çıkarıp hızla giymeye başlamış. Bunu gören Alman hayretle Japon'a:
- Bu ayakkabılarla arslandan hızlı koşacağına mı inanıyorsun? diye sorduğunda Japon:
- Hayır senden hızlı koşacağıma inanıyorum! diye cevap vermiş.
Arada bir bu sütunlarda buluşabilmek ümidiyle.

PhotobucketTELİF HAKLARI / "Bu Blog İnternet sitesindeki eserlerin, 05.12.1951 tarih ve 5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU uyarınca eserden kaynaklanan mali ve manevi hakları eser sahiplerine aittir, izinsiz kullanılamaz." />>devam

AVANAK AVNİ 35'İNE BASTI + Ertuğrul ÖZKÖK yazısı İYİ Kİ DOĞDUN AVNİİİ.!.



   AVANAK AVNİ 35'İNE BASTI  
Saygıyla yâd ettiğimiz Oğuz ARAL ustamız, ilk kez GÜN gazetesinde 'GIRGIR' adıyla bir güldürü sayfası yaptı. 1972'de haftalık dergiye dönüştürdüğü GIRGIR, 1980'lerde 500 bin tirajla dünyanın en çok satan üçüncü mizah dergisi oldu.
Tiyatro ve sinemada da varlık gösteren ARAL; Avanak Avni, Deve Dilaver, Köstebek Hüsnü, Utanmaz Adam, Hafiyesi Mahmut, Hayk Mammer, Şeref Haktanır ile Korna Kâmil, ' gibi çizgi karakterleri de yarattı.
Bu çizgi tipler içinde öne çıkan AVNİ (Avanak Avni) bundan tam 35 yıl önce hayat bulmuş bir tiptir.
Avni’nin 35’ine bastığına dair elimizdeki belge/kanıt, Ertuğrul ÖZKÖK’ün 26 Ocak 2003 tarihli Hürriyet’teki yazısıdır.
Araştırmacılara ya da bu türden konulara ilgi duyanlara katkı sağlamak ereğiyle, arşivimizdeki bilgileri Değerli MİZAH VE
ŞİİR Dostlarıyla paylaşıyoruz.
                                       Sevdakâr ÇELİK

Ertuğrul ÖZKÖK yazısı:
İYİ Kİ DOĞDUN AVNİİİ.!.

DÜN yazımı yazmak üzere masaya oturduğum dakikalarda Oğuz Abi aradı. Herhalde tahmin ettiniz.
derin devlet hikâyeleri _vahit akça