oZMe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oZMe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Haziran 2015 Pazartesi

UMUT VEREN HAYATLAR:

Fatma Mihriban Aktarı 84'ünde kep fırlattı

Üsküdar'da yaşayan 84 yaşındaki Fatma Mihriban Aktarı, 61 yıl sonra afla döndüğü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü'nden mezun oldu

       Üniversitenin Fındıklı'daki yerleşkesinde yapılan mezuniyet töreninde sahneye çağrılan ilk öğrenci olan Aktarı, mezuniyet belgesini fakültenin dekanı Mahmut Bozkurt'tan aldı. Aktarı, arkadaşlarıyla beraber törende kep de fırlattı.
      1931'de Edremit'te doğan, ilkokulu burada, ortaokulu ise ailesinin işlerinin bozulması nedeniyle İstanbul'da bitiren Aktarı, Cumhuriyet Kız Lisesi'nden, 1945'te Çapa Öğretmen Okulu'na geçiş yaptı, okulun enstitüye dönüşmesiyle de öğretmen diplomasıyla mezun oldu.
         Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü'ne girmek isteyen ancak mezun fazlalığı gerekçesiyle Fransızca Bölümü'ne kayıt yaptırmak zorunda kalan Aktarı, okula başlayacağı gün babasını kaybedince okulu bıraktı ve çalışmak için 17 yaşında öğretmen olarak Erzincan'ın Refahiye İlçesi'ne atandı. (...)  
*”Umut Veren Hayatlar”ın
bu etkileyici haberinden 
bizi haberdar eden Melisa’ya teşekkürler...
MİZAH VE ŞİİR /29.06.2015

25 Mayıs 2012 Cuma


anneye adanmış bir şiir…

insan hiç tanımadığı bir anneyi de sevebilir
oyalar yapıp ellerinden öpebilir hayalinde örneğin
yağmurlar yağarken onun için iyi dileklerde bulunabilir
güneşe hasret saçlarına türküler yakıp şiirler yazabilir
gençliğini dinleyebilir örneğin anne gözleri ebruli bakarken uzaklara
.
gördüm ki kirpiklerine dokunsam bir annenin
bebek kokulu patikler koyar avuçlarıma çeyiz sandığından
bir masala uzasam bir anne karşılar beni ince yüzüyle
kapı eşiğine otursam beyaz badanalı ev kokar fesleğenlerle birlikte
kuştüyü yastıkların anne ellerinden çıkmış yumuşaklığı gibi
hiç dokunmadığı bir annenin yumuşaklığını da hissedebilir insan
anne diyebilir sevincinden çizerken rahvan bir atı beyaz anı defterine
.
insan hiç görmediği bir anneye de sarılabilir ceylan çevikliğiyle
düşlerine saklayabilir örneğin tararken saçlarını gümüş saplı tarakla
yıldızlardan taç yapabilir ipeksi dokunuşlarla göğün kapısını açarak
sakladığı hasretleri omuzlayabilir alaturka şarkıların içli sesinden geçerek
insan dal dal büyüyebilir kentin ilk ışıklarını alarak annenin kucağından
.
kim bilir hangi gecenin hangi saatinde sesine bir karanfil saklar bir anne
soluğu gülistan bahar motifli elbise olur çocuklarına mayıs akşamı sıcaklığında

ferda balkaya çetin
25 mayıs 2001
i-.25 Mayıs 2012 _00:54

13 Mayıs 2012 Pazar

ANNELER GÜNÜ...KUTLU OLSUN.!.
**
ANNEM GÜLÜMSEMİŞ,
................. YÜZÜME BAKMIŞTI
hep bir şey çıkardı pazarları…
ya kız kardeşlerle patırtı edilir,
ya hızlı,
ya yavaş yürünür
ya da giysilere reçine sürülürdü.
çünkü çok gerilerde kalmış
………. öğrencilik yıllarında
annem gülümsemiş,
……….yüzüme bakmıştı.

*
sonra atlayıp oturdum kayığa,
……….biri çıkıp gelecek mi diye…
çokluk bu biçimler,
komik izlenimler bırakıyordu ilkin:
birbirine dolanmış köklerde,
topraktaki yanık ve çatlaklarda,
dallarda,
yaprak yığınlarında…
*
..…ama derken,
bilenip keskinlik kazanıyor göz…
maskara figürler
ve bildik tanıdık yüzlerin karikatürleri
seçilir gibi oluyordu.
çünkü çok gerilerde kalmış
……öğrencilik yıllarımda
annem gülümsemiş,
……yüzüme bakmıştı.
.
her şey şimdi nasılsa,
….öyle kalabilir miydi?

.
işçiler tezgâh başında suskun dikiliyor,
tahta döşemenin altından
…..şıpır şıpır su sesleri geliyordu.
su sesine kulak kabartıyordum bir vakit.
ancak güz yaklaşıp,
tarhlarda geç açan güllerden,
her dem tazelerden
……….ve yıldızlardan başka
bir şey kalmayınca;
annem gülümsemiş,
……….yüzüme bakmıştı.

…………..……           MANES
çEvirİ: sevdakâr çelik
* 24.02.2008*

28 Aralık 2011 Çarşamba

araştırma: ozan meriç çelik / Bilimciler; tüm insanların, -zihinlerinin- birbiriyle bağlantılı olduğunu kanıtlamışlar... Bu nedenle; tüm gün birini düşündüğünüzde, o da aynı anda sizi düşünüyor... **27.12.2011-

10 Kasım 2011 Perşembe

ozan meriç çelik diyor ki- GiTMEK, YOLCU ETMEKTEN DAHA ZORDUR_09.11.2011_izmir

28 Eylül 2011 Çarşamba

ozan meriç çelik *yazısı*... "AHLAKSIZLIK DİZ BOYU.." /MU ?" Düşünüyorum da,”gayri ahlakî olan, nedir?”
Tüm toplumlar, ahlakî olanla ahlakî olmayanı yüzyıllar boyunca belirlemek için uzun süre uğraş verdiler..
Eski Roma'da kölelik serbest olduğundan, bir kölenin sahibiyle yemek yemesi "ahlakî" değildi.. Zaten yediği anda azat edilmiş sayılıyordu.
Dünyanın birçok ülkesinde geğirmek ayıp sayılmasına rağmen Japonya'da yemek sırasında geğirdiğinizde, bu, ev sahibinize; "Yemeğiniz o kadar şahaneydi ki hızla yemekten kendimi alamadım." anlamında bir "ellerine sağlık..." teşekkürü sayılmakta..
Birçok ülkede öldürmek suç iken, aileden bir kızı kaçıran genci öldürmek ahlakî sayılmakta ülkemizde..
Başka bir deyişle, ahlakî olan ile legal olan her zaman bağdaşmıyor; ahlakî olan legal olmayabileceği gibi, yasal olan da ahlakî olamayabiliyor çoğu zaman
Bir de yaşadıklarını gizleyen zihniyetler vardır: Bunlar aynı anda 2-3 adamla birlikte çıkar ama 2-3 sevgilisi olan genci ayıplayan kızlar şeklinde olabilir.. veya sevgili sayısını bilmeyen ama kızın bir sevgilisi oldu mu ona her türlü lakabı takan adamlarda olan zihniyetler...
Ülkede kazandığı paraları nerde nasıl yediği bilinmeyen; Amsterdam ve Ukrayna v.s.’deki iş toplantılarını, fuarları asla kaçırmayan iş adamları da bunlardandır...
Sanata, baleye aynı zihniyete ayıp deyip, Maltepe’deki revü kızları ile Rus balerinleri “özel zevkleri arasına giren” insanlar vardır... ama eşinin ve çocuğunun yanında ayıplarlar onları..
.
Bir de baleyi, dansı seven ve onu yaşayan, yaşarken düzgün yaşayan, yaşadıklarından da utanmayan insanlar vardır. Dürüst insanlar, şeffaf insanlar...
.
Yazımın gerçek kişi ve kişilerle ilgisi yoktur. Çocuklara yönelik yazılmış bir masaldır. /11.09.2011
**
...yazıma sebep olan haber şu :
(Kemal Keskin's Photos)
......... "BİR SALSA'MIZ EKSİKTİ :) Yeni Akit Gazetesi de İstanbul Uluslararası Dans Festivali hakkında sansürlü bir haber yapmış. Başlık kadar içeriği de oldukça ilginç ve komik. Mütedeyyin sanatseverlere "Bir salsa'mız eksikti" dedirtecek etkinlik "İstanbul Uluslararası Dans Festivali" adıyla 14 - 16 Ekim 2011 tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenecek. Dünyanın en pahalı dans icracısı olarak bilinen Frankie Martinez'in de katılacağı festivalde dans adı altında türlü abukluklar sahnelenecek. Fotoğraftaki gayr-i ahlakî unsurları sansürlemek zorunda kaldık :) "  <-- (alıntı)

14 Mayıs 2011 Cumartesi

sevdakâr çelik +.
..ÇİZinceLİKLE   ....................................................... ...
***********sevdakar çelik+ _boşluğa bakan adam_16.09.2010  ..................................*****+fon-ozan meriç çelik_19.11.2010mn
***sevdakar çelik_ÇİZinceLİKLE_ hırs ve öfke_ 11.05.2011mn+ sevdakar celik

11 Mayıs 2011 Çarşamba

ozan meriç çelik_kitabı_kafdağı'nın arkası... *(f.b.çetin'in objektifinden...)

7 Mayıs 2011 Cumartesi

ekber polatoğlu *şiiri*OLMUYOR ANNE // sevdakâr çelik _ÇİZinceLİKLE,

OLMUYOR ANNE
..................  ekber polatoğlu 
Dün gece yine sen girdin rüyama
Gözlerin şefkatle bakmıyor Anne.!
Bakışların set çekiyor hülyama
Gülüşün kalbimi yakmıyor Anne.!
...
Sokulurken yavaş yavaş yanına
Beni üzmen yakışmıyor şanına
Dedim, belki gelmiş dalgın anına
Sesin bir su gibi akmıyor Anne.!
...
Ben seni üzecek bir şey mi dedim?
İnan ki kahrımdan kendimi yedim
Kalkıp bir sigara yakmak istedim
Bir türlü çakmağım çakmıyor Anne.!
...
Hasret sardı benliğimi özümü
İnat, gurur kör eylemiş gözümü
Çoluk çocuk dinlemiyor sözümü
Hiç birisi beni takmıyor Anne.!
...
Halime baksana, bir kemik-deri
Cümle dertler terk etmiyor Ekber’i
Bu durumum hafızamın eseri
Yine de başıma kakmıyor Anne.!. / ekber polatoğlu
.............................. 21.o8.2oo7

23 Şubat 2011 Çarşamba

 sevdakâr çelik  
selahattin duman yazısı:eşini kaybedebilirsin ama sen sen ol müşteri kaybetme devam > 

*paylaşımın için...tesekkürler meli.. _ 21.o1. 2o11_21:48

14 Ağustos 2010 Cumartesi

Gazeteci*Şair Ferda Balkaya Çetin'den_Bize bir mektup var:
Photobucket
 Mizah Ve Şiir...
Benim için çok özel bir yer oldu her zaman. Öğrendim, yenilendim, çoğaldım (...) Emeğiniz ödenemez... Teşekkürlerim ise yetersiz kalır.(...)
... ve hayata birçok yönden bakan; irdeleyen, düşündüren, gülümseten, umut veren Mizah Ve Şiir' in yolu her daim açık olsun.

......... Ferda B. Çetin
12 Ağustos 2010 _16:19
===================================================

Meylederse gülistan bir çiçeğe gönülden,
Elif olur önce yönelir sonra vav'a...
Leyl de olmaz hiç evrende sen ışıklar içindeyken,
İşte cennet işte sen güller ülkesindesin.
Sanki saba rüzgârından saçlarındaki serinlik,
Arşa yükseldikçe rayihasını getirir...
..................................  Ferda Balkaya ÇETİN
----------------------------------------------------------

*Mizah Ve Şiir dostu / değerli Gazeteci*Şair Ferda Balkaya Çetin'e; olumlu düşünceleri ve katkısı için çok teşekkür ediyoruz. 
...................... sevdakâr çelik

12 Ağustos 2010 Perşembe

  sevdakâr çelik _......... ÇİZinceLİKLE  _ portre:gmç
 
 
***sevdakâr çelik-*şiiri*-çünkü sen.....11.o8.2o1o

16 Temmuz 2010 Cuma

. ozan meriç çelik .. ÇİZinceLİKLE /* istanbul mühim şehir*

6 Temmuz 2010 Salı

Rıfat ILGAZ *şiiri* Çocuklarım

Yoklama defterinden öğrendim sizi,
benim haylaz çocuklarım.
Sınıfın en devamsızını
bir sinema dönüşü tanıdım,
koltuğunda satılmamış gazeteler...
Dumanlı bir salonda
kendime göre karşılarken akşamı,
nane şekeri uzattı en tembeliniz...
Götürmek istedi küfesinde
elimdeki ıspanak demetini
en dalgını sınıfın.

İsterken adam olmanızı
çoğunuz semtine uğramaz oldu okulun
palto, ayakkabı yüzünden...
kiminiz limon satar Balıkpazarı’nda
kiminiz Tahtakale’de çaycılık eder;
biz inceleye duralım aç tavuk hesabı,
tereyağındaki vitamini
ve kalorisini taze yumurtanın.
Karşılıklı neler öğrenmedik sınıfta,
çevresini ölçtük dünyanın,
hesapladık yıldızların uzaklığını,
Orta Asya’dan konuştuk
laf kıtlığında.

Neler düşünmedik beraberce
burnumuzun dibini görmeden
bulutlara mı karışmadık;
“Hazan rüzgârı”nda dökülmüş
“hasta yaprak”lara mı üzülmedik.
Serçelere mi acımadık kış günlerinde
kendimizi unutarak.
....Rıfat ILGAZ....


27 Haziran 2010 Pazar

 / Ozan Meriç Çelik'ten /bize bir mektup var...
Photobucket
. Mizah Ve Şiir’in 25 Haziran 2010 tarihli kaydında yer alan “Bir Fıkra+Bir Anket”e ilişkin bir ileti aldık.
Siz değerli dostlarla paylaşıyoruz:
Bence postacı haklıdır.
Zaten “Tebligat Kanunu”na göre -adreste o kişi bulunmuyorsa- en kötü ihtimalle
 muhtara bırakabilir / eğer muhtarda kaydını sildirmediyse...
veya “adrese dayalı nüfus kayıt sistemi”nde hâlâ bu adres görünüyorsa,
postacı mektubu oraya getirir.
Resmî tebligatsa, muhtara bırakmak durumundadır.
.
Ben yeni bir alternatifle;
“h-) muhtar haklıdır” diyorum :)))
............................. Av. Ozan Meriç Çelik
ozanmeric@yahoo.com
ileti_25 Haziran 2010_11:56
----------------------------------------------------------
*Bizi, incelikli bir espriyle bilgilendiren
sevgili Ozan Meriç’e teşekkürler...
... gayrı ne diyelim?
-vallah sen daha haklısan :))
...................... sevdakâr çelik

25 Haziran 2010 Cuma


sevdakâr çelik: bir fıkra + bir anket
Fıkralar konusunda genel bir kabulümüz vardır:
Fıkralar; yeni bir söze gerek bırakmayacak “etkileyici bir sözle / düşünceyle” biterler.
İyi de... tıpkı fıkralarda olduğu gibi / “her parlak ve etkileyici söz” doğruyu işaret eder mi acaba?
...”ve acaba, bize dikte edilen her hikâye; düz bir mantığın mı, yoksa doğru bir mantığın mı ürünüdür?” diye sorgulasak... ve... görüp, okuyup, dinlediklerimiz karşısında; “Acaba öyle mi?” diye bir soru sorsak kendi kendimize...
*
Genel kabuller, yeni düşüncelerin önünü tıkarlar oysa. Her parlak ve dolayısıyla etkileyici söz, düşüncemizi kilitler. Yeni ve farklı bir görüş koyamayız ortaya. Oysa biliyoruz ki her “güzel söz”, “doğru söz” değildir. Öyleyse, “parlak ve etkileyici bir sözle” bitse de fıkralar; anlatılan hikâyeye daha farklı bir pencereden bakılabileceğini de alışkanlık haline getirebiliriz.
*Bu düşünceden yola çıkarak okursak "KİRACI VE POSTACI”yı, fıkralar konusunda –ve hayata dair- yeni bir tavır geliştirmemiz gerektiğini fark edeceğiz.
* …anketimize katılacak siz değerli dostlar sayesinde –ister istemez- biz de yeni bir şeyler fark etmiş ve öğrenmiş olacağız.
*... not: KONU bölümüne "fıkra ve anket" yazarak, mizahvesiir@gmail.com  'a görüş bildirebilirsiniz.

KİRACI VE POSTACI
Yeni bir eve taşınan adam, posta kutusuna eski kiracının mektuplarını bırakmakta ısrar eden postacıya; "Bu evde artık kendisinin oturduğunu" bir türlü anlatamıyordu.
Uyarılarının işe yaramadığını gören Kiracı, posta kutusunun üzerindeki adını, yeniden ve kocaman harflerle yazdı. Bu da sonucu değiştirmeyince, posta kutusunun üzerine, postacıya yazılmış bir not yapıştırdı ve mektupları yanlış adrese getirdiğini bildirdi.
Ertesi gün posta kutusunun üzerinde, bu kez postacının kendisine yazdığı notu gördü. Postacının notunda şunlar yazılıydı.
"Bayım ben mektupları doğru adrese getiriyorum. Fakat siz yanlış adreste oturuyor olabilirsiniz."
*
Okuduğumuz fıkradan hareketle; sizce kim haklıdır?
a-Kiracı haklıdır......................: 1 (9%)
b-Postacı haklıdır....................: 3 (27%)
c-Kiracı da Postacı da haklıdır: 5 (45%)
d-Kiracı da Postacı da haksızdır: 0 (0%)
e-Kiracı haklı, Postacı haksızdır: 1 (9%)
f-Postacı haklı, Kiracı haksızdır: 1 (9%)
g-Fikrim yok!.....................: 0 (0%)
........... Şu ana kadar (24 HAZİRAN 2010) kullanılan oy sayısı: 11
**


Sevgili Dostlar,
“Bir Fıkra+Bir Anket” metni, uzun sayılabilecek bir süre, MİZAH VE ŞİİR’in sayfa başında yer aldı. Anketimize katılan 11 değerli izleyicimize ve düşüncesini bir iletiyle aktarma duyarlılığı gösteren değerli şair Ferda Balkaya Çetin’e teşekkür ediyorum.
Anketimize esas olan fıkranın eğlendirici bir yanı vardı kuşkusuz...
Lakin bir de “sorgulayıcı” bir gözle de bakalım istedik.
“ANKET”e verilen yanıtlar, önemli bir veri sayılabilir. Değişik açılardan irdeleme yapabilir, önemli sonuçlar elde edebiliriz.
Buradan hareketle, bir durum ve olay karşısında ne denli farklı tutumlarımız olduğunu görüyoruz örneğin.
Bir fıkra bile ayrıksı düşünmemize yol açıyorsa, “doğru” konusunda anlaşmak o kadar kolay olabilir miydi?
Yorumlarımız “görece” olabilirdi, ama “doğru”ların tahammülü olabilir miydi “görece”liğe?
Düşünmeye değer.
*
Sayın F.B.ÇETİN dışında, anket oylamasına katılan değerli izleyicilerimizin “gerekçe ve tezlerini” bilemediğimiz için, Nasrettin Hoca’mızdan ilhamla; “Sen de haklısın!” demekle yetinelim şimdilik.
...Sayın ÇETİN’in iletisine göz atmadan önce, “Postacı ve Kiracı” hikâyesine bir de şu açıdan bakalım:
............ POSTACI’nın görev sorumluluğu şunu da gerektirir:
- Şahsa yazılı mektupların, ikamet değişikliği nedeniyle alıcısına ulaşamayacağı saptanınca İADE işlemi yapılır. / Postacının “parlak ve etkileyici” sözü, onu haklı kılmaz aslında.
 *
Sayın Ferda Balkaya Çetin’in anketimize ilişkin değerlendirmesi:
Merhabalar Sevdakâr Bey,
Sitenizde zaman zaman yer alan bu tür düşündürücü çalışmalar, gerçekten irdeleyerek bakan insan için bir kazanımdır. Beyin jimnastiği olmasından öte sorgulayıcı ve yaratıcı düşünce gücüne katkı sağlıyor olması da ayrı bir gerçek. Ve bu sayede insanın sayısız bakış açısı geliştireceği de…Bu bağlamda teşekkürler…
Kiracı ve postacı anketi için…
Bana göre; her ne kadar kiracı da haklı olarak görünse de, b şıkkı yani postacı haklıdır.
Çünkü postacının mektupları götürdüğü adres doğrudur.
Postacı mektup üzerindeki adrese göre mektupları götürmek zorundadır. Adres değişikliği bildirilmediği sürece postacı mektupları aynı adrese götürmeye devam edecektir.
Postacı, görevini tam ve doğru olarak yaptığından emin.
Görev sorumluluğunun, kendisine emanet edilen mektupların verilen adrese göre götürülmesi gerektiğinin bilincinde. Ta ki ikinci bir adres kendisine ulaşıncaya kadar.
.Kiracının haklılığı ikincil derecede düşünülebilinir.
Sevgi ve saygıyla… /ileti_ 20 Mayıs 2010 23:16
*
Sayın ÇETİN'e bir kez daha teşekkür ediyor, siz değerli MİZAH VE ŞİİR Dostları’nı sağlık ve iyilik dileklerimle selamlıyorum.
.......................................... Sevdakâr ÇELİK
25.o6.2o1o

çizim: OZAN MERİÇ ÇELİK

2 Nisan 2010 Cuma

Photobucket

ÇİZinceLİKLE /sevdakâr çelik çizgisiyle ozan meriç çelik _ portre_

16 Şubat 2010 Salı

Abbas Sayar…. NOKTALAR

SÖZÜM SÖZ
Ecel otursa başucumda
Aşkını saklarım avucumda (1959)

ÇOBAN ARMAĞANI
Soğuk havalarda
Geliverince aklıma
Üşürsün diye
Seni düşünmüyorum(1959)

MERAK
Neden ayakta duruyor bunca insan
Oturup biraz düşünseler ya… (1982)

ELBET BİRGÜN
Bir sabah olacak
Sabaha karşı (1969) DÖNÜK SIRT
Usandım içimin insanından
Bir gün bir yerde rastlasam
Merhabasız geçerim yanından… (1972)

ÇARE
Baktım
Toprağa düşecek gibi değil su
Tohumu buluta ektim. (1951)

İŞİN YOKSA
Bozuk düzen bir dünya var elimizde
Her gün işbaşı
Her gün tamir parası (1967)

ÜÇ ÇİZGİ
Bahçelerin öksüz ağacı benim
Kara gölgeler üstünde bulutlar
Bulutlar üstünde düşüncelerim. (1961)