Yazar Sevdakâr
Çelik’in, “Dünyanın tüm enstrümanlarının
toplandığı, devasa bir orkestradır.” tanımına denk düşen müzikler
yayıyordu etrafa, sayfalarını her
çevirişimde…
Evet evet!..
İstanbul’un sihirli bir sesi vardı diğer kentlerinkine
benzemeyen.
Bu ses;
Muhlis’in muhabbet
kuşunun kanat çırpışlarıydı.
Necati’nin şakalarıydı.
Abbas Emmi’nin derinlikli sözleriydi.
Bora’nın mahcubiyeti, saygısı, bilgeliğiydi.
Burhan’ın sazı, sözü, şiiriydi.

.jpg)
