Her zaman aklımın bir
köşesinde tuttuğum bir sözü vardır Cemal SÜREYA’nın. Der ki:
“(...) Nedir beğeni? Güzel
olanı şıp diye buluvermeyi sağlayan görgü bütünü. Evrenseldir beğeni. Bir sanat
dalının yalnız bir kolundan tat alanlar, öbürlerini hiçleyenler, belki o alanda
uzmanlaşabilirler, ama beğeniye ulaşamazlar.”(1)
Bu söz beni Nâzım’a,
Sabahattin Âli’ye; Hasan Hüseyin Korkmazgil, Metin Eloğlu ve Fakir Baykurt’a
(...) çıkarır örneğin. Ve kuşkusuz Cemal Süreya’ya...
Onlar ki, şiirlerini/yazılarını dönüp dönüp ve her dem beğeniyle okuduğumuz ustalardır.
Onlar ki, söz ustası oldukları kadar; RESİM, DESEN, ÇİZGİ (...) mevzuunda da mahirdirler.
Sanatın yalnız bir kolundan tat alıp da öbürlerini hiçlemedikleri için, gerek “şiirde/yazıda” ve gerekse yüreğe dokunma mevzuunda da mahirdirler.
Onlar ki, şiirlerini/yazılarını dönüp dönüp ve her dem beğeniyle okuduğumuz ustalardır.
Onlar ki, söz ustası oldukları kadar; RESİM, DESEN, ÇİZGİ (...) mevzuunda da mahirdirler.
Sanatın yalnız bir kolundan tat alıp da öbürlerini hiçlemedikleri için, gerek “şiirde/yazıda” ve gerekse yüreğe dokunma mevzuunda da mahirdirler.

