25 Şubat 2008 Pazartesi

AzizYavuzdoğan'ın anne acısı-
"Cenaze törenine katılmak isteyen arkadaşlarımız için Sultanahmet'teki Dernek Merkezimizin önünden saat:1o.00'da minibüs kalkacaktır. " bilgisini de ekleyerek;
-acı da olsa- bu konuda MİZAH VE ŞİİR'i bilgilendirme duyarlılığını gösteren karikatürcü arkadaşımız Akdağ SAYDUT'a teşekkür ediyorum.

23 Şubat 2008 Cumartesi

Değerli izleyicimiz Amelia Meli'den, Blog Dostları'mıza sunulmak üzere, oldukça sevimli bir ileti ulaştı...
Çok teşekkürler ediyoruz kendisine...
..... Selam olsun!.
.......... Sağ olsun!.
.............. *Aşağıdaki bağlantı adresini "tık"layıp kısa bir süre bekledikten sonra, sevgili izleyicimizin mesajıyla karşılaşıyoruz-->
MiZAHveŞiiR Dostlarına-

OĞUZ ARAL yazısı KARA-MİZAH'tan karikatür örnekleri


oğuz aral_karaMizah'tan karikatür örnekleri...
Sevgili Dostlar,
Geçen hafta (16-22 Şubat 2008) Oğuz ARAL
ustamızın,
ağırlıklı olarak "KARAmizah"tan söz ettiği bir yazısına yer vermiştik. (GIRGIR: sayı 546, 20 Şubat 1983)
Ancak bu yazının süreği de mevcuttu elimizde. Kaçınılmaz olarak, "görsel destekli" bu metni de MİZAH VE ŞİİR Dostları'yla paylaşmak durumundaydık.
ARAL ustanın "KARA-MİZAH'tan karikatür örnekleri" başlıklı yazısı 27 Şubat 1983 tarih ve 547 sayılı GIRGIR'da yer almıştır.
......Birlikte okuyalım.
........................... Sevdakâr ÇELİK
*-*- - - - - - - - - - - - - - - - oOo
KARA-MİZAH'tan
karikatür örnekleri

Geçen hafta karikatürdeki kara-mizah üstüne düşüncelerimizi yazmıştık. Kara-mizahın halkından koparılmış batılı karikatürcünün umutsuz feryadı olduğunu söylemiştik. Karikatürcünün, giderek gelecekten ve halkından da umudunu kestiğini kara bir yergiyle çizdiğini, çıkmazları ve olanaksızlığı işlediğini vurgulamıştık. Dediklerimiz kuru sözde kalmasın diye, Fransız karikatürcülerinden birkaç örnek yayınlıyoruz. Bu karikatürlerdeki yergi, toplumsal ya da otoriteye kafa tutma gibi görünebilir. Oysa, kendi içine kapalı, sadece umutsuzluk mesajı veren çoğunlukla kaderci olan bu esprilerde sadece aydının hıçkırıkları vardır. Bu mizahta, toplumcu bir mizah yapısı vehmetmek, sadece saf kalmış biz doğulu karikatürcülerin özelliği olmuştur.
*Aman felsefe yapalım derken az kala Cemal Nadir'lerin mirası okurlarımızdan da oluyorduk.
- -- - - -- - - - - - - -OĞUZ ARAL
Kara mizahçı çizerlerin önde geleni Topor'dur. Yukarıdaki karikatürde hiç bir yere gidemeyen ve kalktığı çukura mahkûm insanı anlatmaktadır. İkinci karikatür ise, sağ kolu olmayan kişinin ah sağ kolum olsaydı diye düş kurmasını anlatıyor. "İki kolum birden olsaydı" düşüncesini aklına getiremeyen insanı hicvediyor. (Karikatürü tarif ne tatsız iş...) İşte sıkça tekrarlanan özgürlük karikatürlerinden biri... Kuşlara özgürlük tanıyan insanın kendi kafes içinde.. Burada bizi yanıltan, akıl almaz fikir ve beden özgürlüğü içinde yaşayan batılı aydının kendini hapiste hissetmesinin nedenlerini bilmeyişimizdir. Bilmediğimiz için de çizerken Paris'in kafesini bizim mapushanelerle karıştırıveriyoruz Zim’e göre işe çalışan orta sınıf artık koyunlaşmış... Evden ağıla, ağıldan eve gidip geliyor... Cardon, çizdiği bu sandalyeleşmiş insanın kalkamaz, gidemez ve bir yere varamazlığını vurguluyor. Ünlü Barbe için dağlar taşlar şato gibi taşlarla örülü... Hapishane gibi penceresiz... Hatta ay bile... Şu anda da Fransa'da ünlü olan Gébé kendi toplumunun hayata yabancılaşmasını eleştiriyor. İşine gidip gelen orta sınıf kişisi her gün önünden geçtiği kapı komşunun mahpusluğunu fark etmiyor bile... Kafes içindeki kişi aslında Fransız aydınıdır. Mahpusluğu simgeseldir.
Bytelier'in yaptığı yüzlerce intihar karikatüründen biri... Batılılar için zaman simgesi olan kum saati boşalınca ölüm kaçınılmaz olacak. Çaresizlik ve umutsuzluk duygusu araç gereçlere kadar uzanıyor. İşte asla kesemeyecek bir makas ve olta iğnesi uçlu, ağzınızı paralayacak bir çatal... Philippe'den.
...........GIRGIR: sayı 547, 27 Şubat 1983 Pazar (arşiv: http://mizahvesiir.blogspot.com/ )
 sevdakâr çelik  ... ÇİZinceLİKLE _ "telgraf telerinde yaralı güvercin"
erhan tığlı_DELİYE BAK DELİYE AKLINI İSTİMLÂK ETMİŞ BELEDİYE
Erovision şarkı yarışmasına DELİ adlı şarkıyla katılıyoruz. Çok iyi ediyoruz! Bu şarkı tam bize göre; çünkü güleriz ağlanacak halimize, akıllılardan daha çok ilgi gösteririz delilerimize.
Hadi gelin delilerimize şöyle bir göz atalım, neşemize neşe katalım!
Deliye bak deliye; aklını istimlâk etmiş belediye.
Deliye bak deliye; tek sermayesi aklıydı, onu da yüklemiş kediye!
Deliye bak deliye; parası yoktu, aklını etti sevgilisine hediye...
Deliye bak deliye; din iman lafları edince adı çıktı veliye...
Deliye bak deliye; aklını oynattı herkese deli diye diye...
Deliye bak deliye; kendi karnını zor doyururken, evlenme teklif etti bir işte çalışmayan sevgiliye...
Deliye bak deliye; bu seçimde gene oy verdi yalancı talancı partiye...
Deliye bak deliye; âşık oldu bir güzele, güzelin çıkınca lensleri, silikonları, botoksları, bir şey kalmadı geriye...
Bu delilerin zararı kendilerinedir daha çok. Aşağıda sadece kendilerine değil, yedi mahalleye zararları dokunan tehlikeli delileri dile getiriyoruz, bu delilerden uzak durun, diyoruz.
Para kazanmak varken
Kitap okur durursun
Bu gidişle canım sen
Papazı çabuk bulursun
- - - - -Deli bu aydın deli
- - - - -Elleri kelepçeli
Herkes eğleniyorken
Toplumu düşünürsün
Feleğini şaşırır
Kafayı üşütürsün
- - - - -Deli bu aydın deli
- - - - -Böylesi çok tehlikeli
Sanat senin neyine
Aman kilit vur diline
Dünyaya boş verirsen;
Dokunan olmaz kılına
- - - - -Deli bu aydın deli
- - - - -Dinmiyor gözyaşı seli.
mizah dergilerimiz_ DALGA _8_
DALGA
Hürriyet’in CUMARTESİ MİZAH EKİ
BOYUT: 28x36 cm 12 sayfa

-örnek sayının- KİMLİK BİLGİLERİ:
sayı: 49
19 OCAK 1985 CUMARTESİ
*-*-*
DALGA’dan seçtiklerimiz: VURAL SÖZER_YOLLULUK VE YOLSUZLUK ÜZERİNE BİR KONUŞMA oOo - Efendim, yol nedir?
- Evladım yol; karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklıktır.
- Yol olmazsa uzaklığı aşamayız o halde!
- Aşamayız...
- Bunun için mi yolu olmayana "yolsuz" diyoruz hocam?
- Hayır yavrum. Yolsuz, çeşitli anlamlan olan bir kavramdır. Kurallara, törelere aykırı, uygunsuz olana, parasızlık çekene, bir de yavaş gidene yolsuz denir...
- Demek, parasız kalan yolsuz kalmış oluyor!...
-Evet yavrum. Cebinde parası olmayan biri için bütün yollar kapalı demektir. Her şey parayla... Adımını sokağa atmaya gör!
- Herkes yolsuz kalabilir mi?
- Herkes kalabilir. Allah kimseyi yolsuz bırakmasın yavrum. Memur, işçi, emekli, bakan... Patron bile yolsuz kalabilir.
- Yolsuz kalan ne yapar?
- Yolsuzluk yapar evladım.
- Anlamadım hocam!
- Yolunu bulmaya bakar çocuğum.
- Bulunca da...
- ... yola düzülür.
- O ne demek?
- Yola koyulur yani.
-'Yola düzülene ne denir hocam?
- Adamına göre değişir yavrum.... Hadi güle güle, yolun açık olsun, denir. Hayırlı yolculuklar, denir. Yürrü ense tıraşını görelim denir...

PhotobucketTELİF HAKLARI / "Bu Blog İnternet sitesindeki eserlerin, 05.12.1951 tarih ve 5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU uyarınca eserden kaynaklanan mali ve manevi hakları eser sahiplerine aittir, izinsiz kullanılamaz." />>devam

Kenan SİNANOĞLU_D E V - S a n a t ç ı / l a r . . .
Rock and Roll
Vardı bir zaman
Sallan ve yuvarlan

- Elvis Presley gibi
Ölümsüz DEV sanatçılar -

DEVir değişti

Şimdi,
Öfkelen ve yuvarlan var . .
Karikatürcüler Derneği
İzmir Temsilciliği'nin
"sinema ve kadın" konulu karikatürlerden oluşturduğu sergi,
25 Şubat 2008 Pazartesi günü saat 18.00'de
Buca Belediyesi Kültür Merkezi'nde açılacak.
Adres :Erdem Cad. No:86 Tel: 232 420 02 32 (Eğitim Fakültesi karşısı)
Sergide yer alan karikatürlerden örnekler:

ONDÖRTLÜ KARİKATÜR SERGİSİ_a.ayrancıoğlu
On dört karikatür sanatçısının eserlerinden oluşan Ondörtlü karikatür sergisi, Edirne Tabip Odası Tıp Öğrencileri Kolu’nun girişimiyle Trakya Üniversitesi, Tıp Fakültesi anfi binası 2. katında açılacak. Toplam 55 eserin yer alacağı ve 25 – 29 Şubat 2008 tarihleri arasında açık kalacak sergide yer alan sanatçılar;
Aşkın Ayrancıoğlu, Behiç Ayrancıoğlu, E. Yaşar Babalık, Yılmaz Baş,Volkan Demir, Halis Dokgöz, Ahmet Erkanlı, Mehmet Gölebatmaz, Bülent Han, Murat İlhan, Cemal Odabaşı,
Altan Özeskici, Seyit Saatçi, Seçkin Temur

Karikatürcü Mehmet ZEBER arkadaşımıza, "paylaşımcı" dostlarınca ulaşan aşağıdaki ileti; aynı türden duygu ve düşüncelerle bize de gönderildi.
Kendisine teşekkürlerimizi iletiyoruz.
Sağ olsun... Selamlar olsun!..
-------------- sevdakâr çelik
* * *
Kavanoz ve 2 Fincan Kahve:
Ne zaman hayatında bazı şeyler taşınamaz hale gelirse, ne zaman 24 saat kısa gelmeye başlarsa, o zaman mayonez kavanozu ve 2 Fincan Kahveyi hatırlayınız!
.
Bir gün bir Felsefe profesörü, elinde birkaç kutu olduğu halde derse gelir. Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir mayonez kavanozunu alır ve ağzına kadar tenis topları ile doldurur ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar;
Öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade ederler.
Bu sefer profesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza döker, böylece çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar, onlar da 'evet' doldu derler.
Profesör bu defa masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker.
Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur.
Ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar. Öğrenciler de koro halinde 'evet' derler.
.......... Bu sefer profesör masanın altında hazır bekleyen 2 fincan kahveyi alır ve kavanoza boşaltır. Kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur.
Öğrenciler gülerler!
Profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek 'Eveeet!.' dedikten sonra;
"Ben, bu kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım " der.
"Şöyle ki ; Bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir; aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz, arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan şeylerdir.
Diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur.
O çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir; işiniz,
eviniz, arabanız vs.
Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir.
'Şayet Kavanoza önce kum doldurursanız...' diye, anlatmaya devam eder. 'Çakıl taşlarına Ve özellikle de tenis toplarına yeterli yer kalmaz.
Aynı şey hayatımız için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz, önemli şeyler için vakit kalmayacaktır . .
Dikkatinizi
mutluluğunuz için önem arz eden şeylere çevirin. Çocuklarınızla oynayın. Sağlığınıza dikkat edin. Eşinizle yemeğe çıkın. Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın. Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin. Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin . Gerisi hep kumdur.
............ Bu Ara Bir öğrenci sorar; 'Peki, O iki fincan kahve nedir?'
Profesör gülerek: 'Bu soruyu bekliyordum, Hayatınız ne Kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan Kahve içecek kadar yer vardır !"

16 Şubat 2008 Cumartesi

MİZAHveŞİİR'de bu hafta*16-22Şubat2oo

Oğuz ARAL yazıları

GIRGIR-sayı:546-KARAMİZAHA dair
Değerli Dostlar,Şair-Karikatürcü arkadaşımız Sevgili O.Yavuz İNAL’dan 06 Şubat 2008 tarihinde ulaşan ileti, karikatüre dair yorumlar içermekteydi. Ortaya koyduğu düşünceler, bize; yıllar önceki bir OĞUZ ARAL yazısını anımsattı. Zaman alan bir arşiv araştırmasının ardından, 20 Şubat 1983 tarih ve 546 sayılı GIRGIR’a ulaştık.
Oğuz ARAL ustamızı saygıyla anarak ve Osman Yavuz İNAL arkadaşımıza teşekkür ederek, söz konusu yazıları sunuyoruz.
................. Sevdakâr ÇELİK



... (...) Şimdi benim şöyle bir tespitim var. Yazısız karikatürler genelde -istisnalar hariç- bir fikri, yanlış giden bir şeyi, eksikliği vb. karikatüre konu olan düşünceyi, o düşüncenin sorunlarını ön plana çıkartmak için biraz da abartarak, bazen de karamsarlıkla veya tam karşıtı bir obje ile zıtlık ögesinden faydalanak çizilen çizgilerden oluşmaya başladı. Yarışma albümlerine bu gözle bakarsan büyük çoğunluğunun bu şekilde olduğunu göreceksin. Özellikle doğu bloku çizerlerinde bu tespitimi daha net göreceksin.. Bizler de o büyük ustaların çizdiklerine bakıp, doğrusu bu diye yarışma karikatürü olarak hep benzerlerini çizdik/çiziyoruz. Belki de karamsar karikatür çizmek daha kolayımıza geliyor. Yurt dışında yazısız ve sırf komik çizen karikatürcüler de var. Ama sosyal konularda yazısız ve karamsar olmayan , umut veren çizer yok denecek kadar az. (...)
..................... O.Yavuz İNAL
* * *

hikmet cerrah-ÇİZinceLİKLE
"14 ŞUBAT'IN HARİCİNDE
364 GÜN YAŞANAN
SEVGİLİLER GÜNLERİNİZİ
KUTLUYORUM ARKADAŞLAR.."
SİZ SİZ OLUN SEVGİNİZİ , SAYGINIZI , DÜŞÜNCELERİNİZİ
BELİRLENMİŞ BİR GÜNE ZİPLETMEYİN....

KUCAK DOLUSU SELAMLAR..
sevdakâr çelik_şiir: FISTIKÇI FERİTFıstıkağacı semtinde
..................... fıstık satan,
Fıstıkîzade Ferit Efendi
.....................yutkunuyordu...
Fıstıklar resmî geçitte,
yürüyorlar önünden / birer ikişer,
.....................alımlı mı alımlı...
fıstığına bakmıyordu Fıstıklar.
fıstık fıstık yürüyordu Fıstıklar...
...
Ferit Efendi yutkunuyordu habire...
.....................düşünüp taşınıyor,
.....................kaşınıyor babam kaşınıyordu.
fıstığı satmalı mıydı?
yoksa Fıstığı almalı mıydı?
............ boşa koysan dolmuyor,
............. doluya koysan almıyordu.
ne fıstıktan vaz geçiyordu Ferit Efendi,
ne de Fıstıklardan...
...
Fıstıkağacı semtinde................. fıstık satıyordu
Fıstıkîzade Ferit Efendi

..................... sevdakâr çelik....................... 24.o6.ı987
...
vahit akça... ÇİZinceLİKLE
Ayten SUVAK... Aslolan Aşktır...
Sevgili TEK
Taş TEK
Gün piyasada esTEK kösTEK
.......... Ama ASlolan ASktır TEK...
Ayten Suvak _ ELEKTRİK
ELE güne karşı
K ritik aydınlanma
TR usulü zamlanma
İK ramı bir AK P arıltılı lamba
........................ ASlolan ASktır
Yazarımız Zuhal DELTRUL'dan yeni bir mizah öyküsü:
HIDIR AMCA'MIZ
*öyküyü okumak için “tık”layınız.!.->
http://www.lahmacunmizah.blogspot.com/