Eski İstanbul'da Tulumbacılar
ŞİİRİMİZDE ARGO
İstanbul ve Argo (*)
Argo; genişliği, büyüklüğü ve kalabalıklığı dolayısıyla en çok İstanbul'da rağbet bulmuştur. Çünkü, argo büyük şehirlerin sosyal özelliklerinden birini teşkil eder. Hele eskiden bu dili, genişletmek üzere her gün bir adım daha atmaya yeltenen uçarı dediğimiz sıfır numara külhanbeyleri, İstanbul'un; Kasımpaşa, Kumkapı, Yenikapı, Çeşmemeydanı, Aksaray, Karagümrük, Tophane, Galata, Beşiktaş, Üsküdar gibi tulumbacılık teşkilatının en çok göze çarpan semtlerindeki tu1umbacı veya çalgılı kahvelerinde toplanırlardı.
Bu kahveler kış mevsimlerinin cuma, özellikle ramazan geceleri hıncahınç dolardı. İstanbul'un her semtinde bunlardan bir iki tanesi göze çarpmakta idi.Eyüp Defterdar'ında, Tophane'de, Çeşmemeydanı'nda, Beşiktaş'ta, Boğazkesen'de, Halıcıoğlu'ndaki çalgılı veya tulumbacı kahveleri, bunların en ünlülerindendi. Hele Kumkapı istasyonu yakınında bütün bir sokak, akşamları çarşılıların uğrağı ve türlü argoların beşiği olan meyhanelerle dolu idi.(...)
*
"Akbaba" Dergisi’nin 21 Şubat 1968 tarihli sayısında Suavi Süalp'in bir akrostiş şiirini Ümit Yaşar Dokuzcan*(* Oğuzcan), aşağıdaki şekilde argolaştırmıştır:
AYTEN'E SERENAT
Ayıp senin yaptığın Ayten ...
Yuttum mu sanıyorsun bunları heyhat...
Teessüf ederim ..
Ellerini yıka da öyle yanıma yat...
Niçin gecenin maviliğini üstüme örttün, söyle...
Su koyuvermekten ne zevk alıyorsun böyle...
Efendim? bir şey mi dedin, anlamadım...
Ruj lekesiyle kalbimi çalan kadın...
Erenköy, Çamlıca, Moda ve Maçka...
Ne yapalım şekerim olduk bir kere laçka...
Asılma depoya gider, dedik ya ..
Tosladın mı şimdi duvara tereyağ...
Ne de olsa Avrupa görmüş adamın hali başka
Yine sıfırdan başlayalım doksan dokuza kadar
Sonrası yüz...anlarsın ya.. sende vardır radar..
*
Yine «Uyanış dergisinin Ağustos 1955 (sayı 5) tarihli nüshasında Suat Taşer'in «Abuzettin Bey» başlıklı aşağıdaki şiiri çok argolu şiirlere güzel bir örnektir:
*
Toriğini çalıştır kaşalot
Gır geçme
Çaparize gelirsin sonra zıngadak ..
Kasıntıdan denizler bulanıyor
Bamya tarlası mı sandın dünyayı
Bak atı alan Üsküdar'ı dolanıyor
Hergün ağzın dört köşe
Ama çınğırağı çektiğinin resmidir
Kim dedi sana rüzgâra karşı işe
Asma sakal takma bıyık
Behey ıspanakzade
Bu gidişin sonu karanlık
Tenhalarda bocurgat yaparsın
İşin gücün haminto
bilirim her taşın altında varsın
Fazla viraj alıyorsun ağır ol
Eşekten düşmüş karpuza dönersin sonra
Aheste çek kürekleri kendine gel
Bu devran böyle kalmaz
İmam kayığı yanaştı mı iskeleye
Gözünün yaşına bakan olmaz
Baba mirası değildir hayat
Söylemesi benden
İşlet toriğini bay kaşalot
(*) Ferit Devellioğlu_Türk Argo Sözlüğü_5.Basım,
Ağustos 1970_Bilgi Yayınevi-Ankara (s:43,57)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder