19 Ağustos 2007 Pazar

* haftalık izlenme raporumuz *

Sevgili Dostlar,
12 Ağustos 2oo7 günü itibariyle internet üzerinden yayına başlayan “MİZAH ve ŞİİR” ile “L @ H M @ C U N *mizah öykü*” adlı BLOG İnternet Sitelerimiz, bir haftayı geride bıraktı.
Siz çok sevgili dostlarımıza TEŞEKKÜRLER ederek,
“HAFTALIK İZLENME RAPORU”nu bilgilerinize sunuyoruz.
*İncelikle, sessizce ve sevgiyle izlediniz bizi...
Sağda solda herhangi bir tanıtımımız olmamasına karşın, benzer durumda olan WEB sitelerinden daha fazla izleyici sayısına ulaştı BLOG’larımız... Sağ olun!..
* * *
İşleri; bu tür girişimleri haber yapmak olanlar da, kendi kendilerine gol attılar nedense... ve bu haberi “-İP- atladılar”.. İyi kötü, haberdar da oldular aslında...
*Olsun, bazen bu yöntemlerle kazımak iyidir insan(cık)ları...
Çünkü, kazıdıkça görürüz... Kazıdıkça, tanırız... Tanıdıkça, tanıtırız...
FUZULÎ, boşuna mı demiştir a dostlar;
........... "Selâm verdük almadular,
........... Rüşvet değildür déyu!.."

Siz, MİZAH ve ŞİİR'i temsilen şöyle deyin onlara:
“-Na’aBER-ler.!?.”
* * *
Ve talebimiz olmadığı halde bizi WEB sitelerinde tanıtıp, bağlantı vererek şıklık yapan değerli dostlar da oldu.
“Mavi boncuk” dağıtma riyakârlığında olanlar, sevgi(!) ve takdir(!)lerini kapalı kapılar ardında söylerler. "Ammaaan, kimseler duymasın!" diye... Cesaretsizdirler...
Çünkü o gibiler, “Herkesi kör, âlemi sersem sanırlar!..”
Lakin, ALDANIRLAR!..
* * *
Bizim teşekkürlerimizi fazlasıyla hak eden iki değerli insanı es geçemeyiz. Onlara, sevgi dolu selamlar gönderelim buradan:
-Karikatürist Akdağ SAYDUT ve Mizah Yazarı Burhan GÖRKEN’e bin selam olsun!..
* * *
MİZAH ve ŞİİR’in HAFTALIK izlenme RAPORU:
TARİH..ve..İzleyen Kişi Sayısı (KAPANIŞ) :
12 Ağustos 2oo7---> 1048
13 Ağustos 2oo7---> 1774
14 Ağustos 2oo7---> 1869
15 Ağustos 2oo7---> 2063
16 Ağustos 2oo7---> 2513
17 Ağustos 2oo7---> 3061
18 Ağustos 2oo7---> 3707
* * *
L @ H M @ C U N *mizah öykü*nün HAFTALIK izlenme RAPORU:
TARİH..ve..İzleyen Kişi Sayısı (KAPANIŞ) :
12 Ağustos 2oo7---> 63
13 Ağustos 2oo7---> 107
14 Ağustos 2oo7---> 231
15 Ağustos 2oo7---> 246
16 Ağustos 2oo7---> 284
17 Ağustos 2oo7---> 302
18 Ağustos 2oo7---> 319

Sevgili Dostlar,
Bu katılım bize yeter...
Fazla bir şey istemiyoruz; içinizdeki ve yüzünüzdeki tebessümlere
bir gıdımlık katkı sunmaktan gayrı...
...
Teşekkürler ediyoruz siz sevgili dostlara..
...
............ sevdakâr çelik
18 /19Ağustos 2oo7

* kazımazsanız, göremezsiniz...*


 sevdakâr çelik ... 
 2oo4/2oo5

* OMBUDSMAN Dobu EZMAN ABİ tavsiyesi: "Arasıra yeryüzüne ininiz!."

Efenim, arz-ı hürmetler ederim...

Bugün “Ombudsman”lık sıfatımla değil,
sade vatandaş EZMAN Abi sıfatıyla karşınızdayım.
Sade vatandaşız diye, “kargamızı ve kedimizi” yanımızdan ayıracak değiliz ya efenim!..
Karga “gaaak!” der, kedi “miyaaav!” der efenim!
----- Efenim?!
.......Ne demek istediğimi anlamadınız mı?..
El insaf yani efenim; bundan daha açık laf mı olur?!
Karga “gaaak!” der, kedi “miyaaav!” der efenim!
Bu kadar açık işte...
........ Çaktım efenim, “öküz altında buzağı arama” tripleri...
Müsterih olunuz ve “şah” damarıma basmayınız efenim...
Şah damarıma basıldı mı, “Mat!” etmem kaçınılmazdır efenim!..
Karga ve Kedi’me söz ettirmem efenim...
Karga “gaaak!” der, kedi “miyaaav!” der efenim!
***
Hiçbi şey yapmadan,
“HER Bİ ŞEY” olanlara biz bi şey diyor muyuz efenim?
DEMİYORUZ... <--diyerek, diyoruz efenim!>
Kovboy kasabalarının “CENAZE LEVAZIMATÇILARI” misali,
aziz ölülerimiz üzerinden rantiyecilik yapanlara;
“şaRRRapçılığı”nı bi marifetmiş gibi sık sık takdim edenlere
bi şey diyor muyuz efenim?
DEMİYORUZ... <--diyerek, diyoruz efenim!>
Efenim.?!
* * *
Şimdi; sade vatandaş EZMAN Abi sıfatıyla söyleyeceklerime kulak veriniz efenim!
......... *Elle tutulur, gözle görülür hiçbir şey yapmadan; sadece ve MUTLAKA “açılış ve kokteyllerde” arz-ı endam eyleyen ÜNLÜ “sen-at/ÇI”larımızdan biri e-mail atmış bana efenim!.. O hep böyle yapar efenim!.. Atar ve tutar...
......... Mailinin altına da peşin peşin şunu yazmış efenim:
“Köşenizde yazdıklarımı kullanmak isterseniz; istirham ediyorum, ismimi yazmayınız!”
........ *Efenim, şimdi bu “pişpirikçi” kardeşimiz bunca sözü yazmak yerine;
“Köşenizde yazdıklarımı kullanmak isterseniz; bana -başını kuma gömen- DEVEKUŞU muamelesi yapınız.” deseydi daha anlamlı olmaz mıydı?.
Olurdu efenim, olurdu.
O da başını kuma gömerek “varlık” gösterenlerden...
Şiş ve kebabı yakmadan yaşayıp gidenlerden... Bakmayın, böylelerinin ciğerini okuruz efenim!..
Biz kırk kişiyiz, kırkımız da birbirimizi tanırız efenim!.
Kargam ve Kedim kadar olmasa da, O da “aKIL”lılardan yani...
* * *
O öfkeyle, telefona sarıldım:
“-aLOO-N!.. Gönderdiğin iletiyi köşemde, adını yazmadan kullanmamı istiyorsun, öyle mi? Hadi diyelim, makuldür. Hiç olmazsa, isminin yerine ayakkabı numaranı yazayım.”
“-Yapma Ezman Abi, gözünün yağını yiyeyim. Kariyerimi bitirirsin, sanat camiasına rezil olurum.”
“-İsmin yerine, ayakkabı numaranı yazmanın da mı sakıncası var kardişim?. Şimdi kızdırma beni!.”
“-Abi, beni ayakkabı numaramdan bile tanır bu cemaat.. –pardon- camia.!.. Eline ayağına düştüm, yapma!..”
“-Devekuşu yazalım öyleyse.”
“-Anlamadım Ezman Abi!..”
“-Devekuşu, Devekuşu!..”
* * *

Efenim,
“Leb denmeden leblebi deneceğini anlarımmm!” iddiasında olan bu muhterem zatın “devekuşu” konusunda aynı iddiada olamadığını sezinleyince;
........ “-Zzzt Erenköy!..” diyerek telefonu kapadım.
Efenim! Gelelim muhteremin e-mailine...
Diyor ki:
“Ezman Abi, hörmetler ederim.
Herkes bana çok yetenekli olduğumu söyler. Acaba mizahçı mı olsam, diyorum.
Psikolojiyi, sosyolojiyi, pedagojiyi ve daha birçok şeyi özümsemeden mizahçı olunabilir mi? Çamur atıp, çelme takmayı marifet sayanlar da öyle?.. Onlara mizahçı dememiz doğru mudur; Yani “it dalaşı” yapanları kastediyorum. Pardon pardon, bunu kastetmiyorum, bu TEYYARE ile ilgili bir terimdi...
Şunu soruyorum:
Örneğin; Nazım’ı, Aziz NESİN’i sevdiklerini söyleyen yığınla kişi; onların ilkeleriyle neden hareket etmezler. Kaba birinin Nazım’ı; değil ekmeğini, günahını bile paylaşamayan birinin Aziz ustayı sevmesini anlayamam çünkü...
Son olarak şunu da merak ediyorum. İşi gücü balık tutmak ve kekere kikiri işlerle uğraşmak olanlar mizahçı olabilir mi?
“Mizahın olmadığı yerde yaşamak zor, ama her şeyin mizah olduğu bir yerde de yaşamak olanaksızdır..." dese de Bertold BRECHT; asıl bu söz, kendini mizahçı zannetme vehminde olanlaradır gibi gelir bana... Bunu kendilerine kalkan yapan yaygaracılar da ayrı bir komedi... Ama komiklilerinin farkında değiller Ezman Abim..
Önce Aziz NESİN olmak gerek, değil mi Ezman Abi... Sonra nasıl olsa, mizahçı olunur...
Mizahın olmadığı yerde “mizahçı”yım diye dolaşan tavuskuşları olduğu için; ortalık, tepişme arenası oluyor Ezman Abi.!.
Mizahçılığı tepişmek sananlara (-ki, MİZAHÇI SANMAZ, BİLİR..) mizahçı demek CAİZ midir muhterem Ezman Abi?”
* * *
Efenim,
Ben pek ciddi bir adamımdır. Ciddi adam olduğum için mizahtan nefret ederim efenim. Fakat, yazdığı bir yazının altına ayakkabı numarasını bile yazmaktan tırsan bu beyzadeye karşı mizahçıları korurum efenin...!
Tespitleri külliyen yalandır...
Mizahçılar zekidir, çalışkandır ve at cambazları gibi kavga etmezler efenim!..
Onların çoğu birer Bertold BRECHT’dir efenim!..
Vicdan sahibi olanlar;
“Gecesini gündüzüne katarak çalışan” mizahçılarla ilgili olarak buraya koyduğum “belge” niteliğindeki fotoğrafa bakınca, bana hak vereceklerdir.
Efenim?!
* * *

Bi şey mi dediniz efenim?
Demeyiniz efenim!.
“Gâh çıkarım gökyüzüne, seyrederim âlemi.
Gâh inerim yeryüzüne, seyreder âlem beni.!”
diyen NESİMî gibi yapınız efenim...
* * *
Arasıra yeryüzüne ininiz!
............
.................................. OMBUDSMAN Dobu EZMAN ABİ!den(!) aktaran :
....................... sevdakâr çelik